“İşte mitralyöz tıkırtıları… İşte top, işte kurşun vızıltıları… İşte mütemadiyen yere serilen atlı ve yaya askerler. Hala korkmuyorum. Ne garip şey… Harpte yegane korkunç şey insanın korkusu galiba. Hezimet ve ricat olmayan yerde meğer korku yokmuş. Harp be basit bir şey.”
“İrademde orduya dahil olduğum şu iki saatten beri bir felç var. Artık ismi ve hüvviyeti olan bir adam değilim, bu haki insan denizinin sadece bir damlasıyım.”
“Bu sabah doktor geldi. Yanımda uzun oturdu, konuştu. Bu haftanın sonunda ameliyat muhakkak. Bende bu günlerde düşüklük var. Zannediyorum ki, ben denilen şey başımdaki bir kaç sima ve onların hatıralarından ibaret. Bunları anlattıkça boşalıp yavaş yavaş bitiyorum. İçimde dökeceğim son bir Sakarya kaldı; asıl facia ve son perde…”