Bazılarımız için, kalbinde toplumsal, soylu birtakım duygular hissetmek, kimsenin onun hissettiklerini hissedemeyeceğine, dahası insanlığın gelişmesinde kendisinin önder olduğuna kolayca inanmak için yeterlidir. Biri bir yerden iki sözcük duysun veya başı sonu belli olmayan iki sayfacık bir şey okusun, hemen bunların "kendi düşünceleri" olduğuna, kendi beyninde doğduğuna inanmaya başlar. Bu durumlarda saflığın küstahlığı (böyle denebilirse kuşkusuz) inanılmaz bir düzeye çıkar.
Sözgelimi, sıradan bir kısım insanın özelliği sürekli ve değişmez sıradanlıklarındadır ya da daha doğrusu, ne pahasına olursa olsun sıradanlıktan, rutinden kurtulmak için gösterdikleri olağanüstü çabadadır. Ama yine de değişmez, oldukları gibi kalırlar. Bu arada bir ölçüde değişmiş olsalar bile, kurtulmayı öylesine istedikleri sıradanlıklarını atamazlar üzerinden. Ama yine de ilgi çekici, orijinal, özgün insanlar olmayı isterler.
Kimi zaman kinik açıkyüreklilikte öyle bir sınıra ulaşılır ki, sinirleri bozulan, ölçüyü kaybeden kişi artık hiçbir şeyden korkmaz olur; her türlü rezalete hazırdır, haz da duyar bundan. Nedenini açıkça bilmese de saldırır insanlara, sorun çıkacak olursa, bu sorunu halletmek için bir dakika sonra çan kulesinden atlamaya da kesin kararlıdır. Bu durumun belirtisi genellikle fiziksel gücün azalmasıdır.