Ah, evet! Bu mezarda ne denli tutkulu, günahkâr, isyankâr bir yürek yatıyor olursa olsun, üzerinde yetişen çiçekler gene de masum gözleriyle uysal, sakin bakar bize: Yalnızca ebedi huzurdan, doğanın "kayıtsız", büyük huzurundan değil, ölümsüz barıştan, sonsuz yaşamdan da söz ederler...
İnsanların hâlâ sözcüklere bu kadar önem vermeleri çok tuhaf! Sözgelimi, birini dövmesen de bir aptal olduğunu söylesen üzülür. Ama çok akıllısın deyip parasını vermesen bile sevinir...
"Gücüm kuvvetim yerinde. Ama gene de ölmem gerekiyor!.. Bir ihtiyar yaşamaktan soğumuş olabilir, ama ben... Hadi gel de ölümü yadsı şimdi! O seni yadsıyor ve işin bitiyor!"