"Çok tuhaf! Üzgün değilim, ruhumda da bir ağırlık yok! Sanki biraz mutluyum bile... Neden acaba? Belki de, ruhumdaki ağırlığı mektuba boşalttım da, ondandır."
"Sizin seviyorum dediğiniz, aslında şimdiki gerçek "seviyorum" değil, gelecekteki "seviyorum" dur. Yalnızca, içimizdeki gerçek sevgi açlığından, tutku ateşinizin eksikliğinden, sahte ve ısıtmayan bir ışığın varlığından ötürü, farkında olmadığınız bir sevmek ihtiyacıdır bu.
İnsan sakin, bulutsuz bulutsuz bir yaz gününün gecesinde(gökyüzünde yıldızlar göz kırpmaktadır), yatağa girdiğinde çoğu zaman, sabahın renkleri altında yarın çayırların ne hoş olacağını düşünerek uykuya dalar! Ormanın derinliklerine doğru yürümek, sıcaktan kaçmak ne güzel olacaktır! Ama sabahleyin hava sin yağmurun sesiyle uyanır, içini karartan bulutları görür; hava soğuk, rutubetlidir.
Bir insan ne kadar kendine güvenirse güvensin, ne kadar yılmaz olursa olsun, çözemeyeceği bir çelişkiler yumağına her an düşebilir! Dün bir şeyi istersin; tutkuyla istediğin şeye bugün ölesiye bağlanırsın; yarın da onu istediğin için utanırsın, yüzün kızarır; bir gün sonra da isteğin yerine geldiği için hayattan nefret edersin. İnsan hayatta kendi bildiği gibi adım atarsa sonunda böyle olur işte.