Yiğithan Köroğlu

Sonumu Getir
Ner'de doğru insan? Hayatında doğru anda çıkarlar karşına Sonra doğru anda sıçarlar Ağızda yalanlar elinde nerede kalanlar Bilakis yerde kalanları da toplarsın bak sonunda Bir dede bastonuyla gezerken bakarsın öyle acıy'can mı? Yaşıy'can mı sen o kadar haydi söyle Görünce anlamazsın hislerimse hep derinde O kirli defterim de yoksa bile ezberimde Şimdi hayal uzaklarda Eski hikayeler hitap eder mi eski günler adını kısaltarak Yanında bi'kaç adamla düşersin zararlara "Abiciğim yeter bu madde harbiden zarar bana." Çıkarcı dostları da var tabii hiç bıkar mı Onlar arkadan vurmaktan hayat güzel tabii öylesine Yoruldum çıkarlardan bi' kız gelir çıkar Sonra dersin ki s*keyim hepsini rastlamadım böylesine Sonra anlarsın o kız da yolcu, sondu sandın Korkulardır zayıflığın, çok dumandan bayıklığım Bi' şey var ayıktığım Hiçbir zaman tanıdığını sanma insanları, tanıdığın; onların tanıttığı Elimde nefretimle belki hala neftedir Ve kalbimin bi' kısmı kısık gözleriyle küçük bi' kız vardı Kandırıldım çokça zaman sancılıydım Ve, zamanla yıldım bak inan kazanmalıydım
1000Kitap
Reklam
Behzat Ç.
Babamın öldüğü gün birine aşık olmuştum. Bazen öyle olur; her şey üst üste gelir. Polis olmasaydım, katil olurdum. Çünkü sahici bir sarsıntı sahte bir dengeden iyidir. Binlerce ceset, binlerce katil ve bir evlilik gördüm. Seni, intihar etttiğin gün tanıdım kızım. Seninle o gün barıştım. Şimdi sadece geceleri yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var. Şimdi benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var, bütün çaresiz insanlar gibi, dağılan bir okul gibi. Acılarımız da birbirine benziyor artık kızım. Birbirine benzeyen parmaklar gibi; ama her birinin eşsiz bir izi var. Bazen gözlerim doluyor karanlıkta ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun kulağımın dibinde hiç susmuyorsun. Ağlamama asla müsade etmiyorsun. Her şey affedildi babacık diyorsun. Hiç ayrılmayacağız diyorsun. Keşke hep yanımda olsaydın diyorum öyle konuştuğunu duyunca. Bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz diyorsun sen bana. Ama kar taneleri birbirine benzemez ki kızım. Cesetler de benzemez. Ama bir cinayet başka bir cinayeti hatırlatır her zaman. Koşan atlar, düşen atları hatırlatır. Yağmur yağar, durur, tekrar başlar, yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir. Beşikten mezara kadar. Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. Yalan mı söylüyorum sana? Affet beni kızım, affet. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı ki kızım.
1000Kitap
İkinci Geliş
Dönerek ve dönerek genişleyen girdapta Şahin işitemez şahinciyi; Nesneler parçalanır; mihrak dayanamaz; Daha çok kargaşa salınmış dünyaya, Kanla kararmış sular yükselir, ve her yerde Boğulmuştur masumiyetin töreni; En iyinin inancı eksiktir büsbütün, en kötüyse Şehvetli bir tutkuyla dopdolu. Kuşkusuz ki bir vahiy arifesindeyiz; Kuşkusuz ki İkinci Geliş arifesindeyiz. İkinci Geliş! Bu sözler henüz söylenmişti Spiritus Mundi’den muazzam bir timsal Görüşümü engellediğinde: çölün kumlarında bir yerde Aslan bedenli ve insan başlı bir biçim, Boş bakışlı ve güneş misali acımasız, Kımıldatır yavaş kalçalarını, etrafındaki tek şey Öfkeli çöl kuşlarının yalpalayan gölgeleri. Karanlık çöker yeniden; fakat şimdi bilirim Yirmi asırlık taşsı uyku Sallanan bir beşikle bir karabasan sıkıntısı vermiş, Ve hangi hoyrat hayvan, nihayet zamanı geldiğinde, Doğmak için Betlehem’e doğru yürür salınarak? William Butler YeatsWilliam Butler Yeats
Edebiyat
Bazı insanlar vardır. Bir de bazen insanlar vardır. Bazen insanlara söz söylenmez. Sözü kirletirsin çünkü. Değmez onlara. Susmak lazım...
1000Kitap