Türkiye’de solculuk cereyanlarının, milli ruhta İslami kalıntı yüzü suyu hürmetine, cemiyet bünyesinde bir milimetre bile derinleşmesi mümkün değilken, ismine “aydın” dedikleri çeyrek münevverler, züppeler ve köksüzler zümresinde alâka görmesi, bu zümrelerin ve okur-yazarların çoğunluk vasfı olan ruh boşluğuna ve itiraf edemedikleri gizli bir inanma ihtiyaçlarına dayanmaktadır.
Fert, sınıf, cemiyet ve vatan halinde, başlarımızın üzerinde güneşler doğup batıyor. Ve biz, topyekûn nefslerimize 24 saatlik mühlet bahşetmiş mütesellî varlıklar, “ Bugün peşin, yârın veresiye…” düstûrunu “ Bugün veresiye, yarın peşin…” tarzında tepelerimize asmış ve yan gelmiş, oturuyoruz!
Bugünün delikanlısı, kaybedilen aşk ve iman ruhunun insanı nereye kadar düşüreceğini gösteren ve İslam ruhundan mahrumluğun tersinden hesabını veren, canlı bir ihtar heykelidir.
Bugünün kadını öylesine soyunmuştur ki, her şeyden evvel “gizli”yi öldürmüş ve kendisinde fethedilmeye değer hiçbir taraf bırakmamıştır. Sonra da sıfatı “cazibeli”…
Bugünün apartman denilen sefer tası biçiminde evleri herbirinin nefes kokusunu duyacak kadar insanları burun buruna getirmekle, aşırı yakınlık yüzünden öyle bir uzaklık doğmuştur ki, Avrupalı bir muharririn de dikkat ettiği gibi, komşuluk denilen aziz manayı tam kökünden kurutmuştur. Bugünün apartman isimli mahkum hücrelerinde insanlar, birbirlerinin gözü önünde birbirlerine yabancı kalmanın felaketini misallendirmişler, mıncık mıncık bir arada yuğurulurken birbirlerinden bütün bütüne kopmuşlardır.