Zaman saatlerle değil, kapanmayan hesaplarla, tükenmeyen acılarla, insanın ruhunu ele geçiren o iç sıkıntısıyla geçtiği için bazı geceler diğerlerinden daha uzun olurdu.
Türküler, insanlar dertlerini anlatmak için uzun uzun zahmet etmesin, anlatmak için yorulmasın, onların yerine birileri konuşsun, kederlerini dünyaya haykırsın diye vardı belki de.
Oysa ölüm, insana açılan tüm kapıların sonsuza kadar kapanmaması demekti ve onca acıya rağmen hâlâ hayatta kalmak, dünyaya katlanıyor olmak kötü bir pas tadı bırakıyordu insanın ağzında.