Çevresini saran evrenin en derin arzularına ortak olmak ve bazen güçlerine uyum sağlayarak bazen bütün gücünü kullanıp onu kendi amaç ve gayelerine uygun hale sokarak hem kendinin hem de evrenin kaderini şekillendirmek insana nasip olmuştur. Bu aşamalı değişiklik gerçekleşirken Allah da insana destek verir ancak ilk gayreti insanın göstermesi gerekir:
"...Bir toplum, kendi durumunu degiştirmedikçe Allah, o toplumun durumunu değiştirmez..."(Ra'd,11)
İnsan, en mükemmel yeteneklerle donatılmış olmasına rağmen her taraftan engellerle karşı karşıya olduğunu ve hayat merhalelerinde son derece düşük bir seviyede olduğunu hisseder:
"Biz,insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik. "(Tin,4-5.)
Hz. Peygamber'in irşadı şöyleydi:
"Zamanı kötüleyemeyiz, çünkü zaman Allah'tır." Aslındabu sınırsız zaman ve mekan, insanın hükmediciliginin ona tam olarak hükmetmesini beklemektedir. İnsanın görevi, Allah'ın alametleri üzerinde düşünmek ve bu şekilde tabiata hükmedebileceği çareleri bir hakikat olarak keşfetmektir...
" İslam 'ın rasyonel temellerini aramanın bizzat Hz. Peygamber'in mübarek zâtıyla başladığını söyleyebiliriz. O, "Allah'ım beni eşyanın hakikatinden haberdar et!" diye sürekli dua ederdi."