" Oğuz Yabgu Devleti'nin yıkılmasından sonra, Oğuzların önemli bir kısmı, kuzeydoğudan gelen Kuman-Kıpçak baskısı altında hayat tarzları için elverişli gördükleri Karadeniz'in kuzeyine göç ederek yavaş yavaş doğu Avrupa'ya girdiler. Daha az sayıdaki ikinci bir grup ise Samani Devleti'nin zayıflayarak yıkılmasının yarattığı karışıklıklar içerisinde Cend üzerinden Horasan'a girdi ve Selçuklu Devleti'nin kuruluşu ile sonuçlanacak hadiselere karıştı."
Sayfa 43 - Bu yayılmanın doğal bir sonucu olarak, bir zamanlar "Oğuz bozkırı" şeklinde adlandırılan bölgeye 12. Yy'ın sonlarından itibaren "Kıpçak bozkırı" (Deşt-i Kıfçak)denilmeye başlanmıştır. ( Kafesoğlu/ Z.V. Togan/ Peter B Golden)·Kitabı okuyor
"Uzaktan taarruz kuvvetlerine bakıyordum. Bir asker cesetlerin üstünden geçerken bir şey dikkatini çekti. Dönüp ateş altında sakince ölünün kunduralarını çıkardı ve kendi ayağına giydi. Bundan başka ne elbisesine, ne çantalarına dokundu, sonra sağlam ayakkabısıyla hücuma devam etti."
"En çok beni ümitsizliğe düşüren nedir, biliyor musunuz? İngilizler rahatlık içinde, biz değiliz. Onlar sağlam, iklime göre yapılmış elbiseleriyle, her gün tam yem alan güzel atlarıyla, gereksiz ölümler için ön saflara atılmış sömürge askerleriyle geliyorlar. Biz bazen kış, bazen yaz elbisesi giyiyoruz. Atlarımız zayıf, sayımız az ve her ölen askeri yüreğimizden veriyoruz. Ölen, eskiyen yırtılan her şey, canımızdan, memleketimizden bir şey... İngilizler öyle mi? Hiçbir zarar yok ki, biz kolayca yerine koyabilelim ve onlar koymasınlar."