Meltem Ekr Tkyldrm

Meltem Ekr Tkyldrm
instagram.com/retr.osuzmerkur... Ol mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler.
Lisans
132 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·136 syf.··
2026 6. kitabı
Toprak ana, bağrına düşen her damla yaşla bize savaşın en çirkin, en soğuk yüzünü bir kez daha gösterdi... "Filler tepişir, çimenler ezilir" der ya şair; Aytmatov’un satırlarında
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,7bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
İnsanlık Ağacının Kırılmış alları
Puan vermedi·160 syf.··
2026 5. kitabı
Huzursuzluk
Huzursuzluk
Zülfü Livaneli
Zülfü Livaneli
Aslında meseleye bir sosyal medya atasözüyle başlamak lazım: "Dünyayı kadınlar yönetseydi en fazla birbirine küs ülkeler olurdu." Bugün gerek din gerek yönetim anlayışı
HuzursuzlukZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021117,5bin okunma
"Kalp" Bir Kelime Değil, Bir Menzildir
Puan vermedi·328 syf.··
2026 8. kitabı
·
78 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 12:16
İskender Pala’nın Kalp kitabı için aslında ansiklopedik bilgilerin Anadolu’nun samimi, yerel diliyle yeniden harmanlanmış hali diyebiliriz. Bu topraklarda kalbin adı tek değildir; kimi zaman cesur
Kalpİskender Pala · Turkuvaz Kitap · 20195,5bin okunma
Yaylanın Çimenine Ait Olanlar ve Olamayanlar :))
Puan vermedi·56 syf.··
2026 4. kitabı
Hikâyeye hep coğrafi bir pencereden baktım; Spotify’da denk gelen 'Yaylanın Çimenine' türküsü, zihnimde bambaşka bir kapı araladı. Düşünsene; o dondurucu dünyada ne yayla var ne de
Bir Kuzey MacerasıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202425,3bin okunma
Puan vermedi
BOŞA ÇABALARIN BU GÖNÜLLERDE HÜKMÜ GEÇMİYOR ​"İnsan, içindeki o kontrolsüz hırsın esiri olduğunda, aslında sadece karşısındakini değil, kendi sonunu da hazırlamaya başlar. Hele ki hayatını karanlık ve etik dışı işlerle sürdürmeye alışmış bir karakter için, karşısına çıkan mağrur bir duruşu yıkma arzusu, dizginlenemeyen bir yıkımın fitilini ateşler. Onur, korunması gereken en kutsal kale olsa da, bazen kişinin kendi egosunu tatmin etme çabası, başkasının onurunu fütursuzca çiğnemesine neden olur. Oysa gerçek asalet, o kaleyi sadece kendimiz için değil, en savunmasız anında bize sığınanlar için de ayakta tutabilmektir. ​Vaktinde söylenmeyen sözler ve yapılmayan yardımlar, sonrasında dünyanın en büyük fedakarlığına dönüşse bile gideni geri getirmez. Bu noktada özür, artık bir telafi aracı değil; sadece hata yapanın kendi vicdanını rahatlatma, o enkazın altından sağ çıkma çabasıdır. Bir eylemin gerçek kıymeti, tam ihtiyaç duyulan o kritik andadır. O an geçtikten sonra gösterilen her çaba, karşı tarafta bir soğumuşluktan ziyade tam bir 'değersizlik' hissi yaratır. Bu, affetmemekten bile daha ağırdır; çünkü o kişi artık gözünüzde bir nefret objesi dahi olamayacak kadar silinip gitmiştir. ​Zweig’ın bu sarsıcı hikâyesi aslında bize şunu gösteriyor: İnsan insana her zaman muhtaçtır ama o muhtaçlık anındaki kibir, bir 'Amok koşucusu' gibi önüne çıkan her şeyi yıkarak son sürat bir boşluğa sürüklenmemize neden olur. Geriye kalan ise vaktinde dileyemediğimiz o özrün, tufandan sonraki anlamsız yankısı ve o koca hiçliktir.
Amok Koşucusu
Amok Koşucusu
Stefan Zweig
Stefan Zweig
Amok KoşucusuStefan Zweig · Can Yayınları · 2018134,4bin okunma