Türklüğün kelimelerde, atasözlerinde, masallarda, destanlarda izleri kalmış bir milli ülküsü vardır ki, bunu bu dağınık enkaz arasında bulup çıkarmak ve bunda saklı olan kavmi tarih ötesinde keşfetmek en büyük vazifemizdir.
Lisanımızı mânâ itibarıyla muasırlaştırmak, terim yönüyle İslamlaştırmak lazım olduğu gibi, gramer, söz dizimi, imlâ hususlarında Türkleştirmek de gereklidir.
Çağdaşlaşma ihtiyacı bize Avrupa'dan yalnız ilmi ve ameli aletlerle fenlerin alınmasını emrediyor. Avrupa'da dinden ve milliyetten doğan, binaenaleyh bizde de bu kaynaklardan aranması ve araştırılması lazım gelen bir takım manevi ihtiyaçlarımız vardır ki, aletler ve fenler gibi bunların da Batıdan ödünç alınması gerekmez.
Dört senelik bir tecrübe bize gösterdi:Sırf unsurların anlaşması maksadıyla "Ben Türk değilim, Osmanlıyım" diyen Türkler, unsurların ne yolda bir anlaşmaya razı olabileceklerini nihayet gayet acı bir surette anladılar.