Hatta yașamdan öylesine kopuğuz ki, gerçek "canlı hayata" karşı adeta tiksinti duyuyor bize hatırlatılmasına dahi katlanamıyoruz. Öyle bir hâle gelmişiz ki, gerçek "canlı hayat" bize adeta bir iş, bir ödev gibi görünüyor, onu kitaptan öğrenmeyi yeğliyoruz.
"Şimdi de kendi kendime şu lüzumsuz suali soruyorum: Kolay elde edilmiş bir saadet mi, yoksa insanı yücelten ıstırap mı daha iyidir? Evet, hangisi daha iyi?"
İnsan gayeye ulaşmak için çalışmayı sever, fakat ulaşmayı pek istemez; bu hâl hiç şüphesiz çok gülünçtür. Şu halde insan daha doğuştan gülünç bir varlıktır, işin hoş tarafı da budur zaten.