"Eira?" Diye seslendi hiş de uykulu olmayan bir sesle.
"Ne oldu?"
"Sadece... olur da gece uyanırsan... mağarayı terk etme. Gece olunca ayın değmediği yerlerde türlü belalar ortaya çıkar.
"Bir keresinde denize açıldığımızda yağmaladığımız bir gemiyi yakmıştık. Babam gemiye doğru çektiği mücevherlerle dolu bir sandığı suya düşürdüğünde hemen ardından denize dalmıştım."
"Belki önce senin çılgınlık kavramını tartışmamız gerekiyordur."
"Su akura yılanbalıklarıyla doluydu. Saldırımızdan kurtularak denize atlayan denizcilerin işini bitiriyorlardı."
Başımı ona çevirdim. "İşte buna çılgınlık derim.”