Yaser ŞİMŞEK

Yaser ŞİMŞEK
@Ysrsmsk
....... Roma'da cinsel yozlaşma öylesine korkunç boyutlara ulaş- mıştır ki, şehir belediyeleri tarafından fuhuş yapanlara, uygula- ması günümüze kadar ulaşan çalışma belgesi (vesika) verilmiştir. Modem zamanlarda ilk kez Napolyon döneminde (lSOO'lerin başında) genelevlerin ruhsatlandırılmasıyla gündeme gelen ve fuhşa devlet denetiminde izin veren uygulama çok geçmeden tüm Kıta Avrupa'sına yayılmıştır. Bugünün kadına gerçek değeri verdiğini, kadını erkeklere eşitlediğini her fırsatta söylemekten büyük bir keyif alan modern zihniyetin egemen olduğu dün- yasına gelecek olursak, artık bazı kadınlar ulus devletin ser- mayesidirler; devlet kadının bedenini, cinselliğini sermayeye dönüştürmeyi tekelleştirmiş ve kendi uhdesine almıştır. Aldığı vergilerle de kontrolünde gerçekleşen ticaretten nasiplenmek- tedir. Bu açıdan Türkiye ilginç bir geçmişe sahiptir. Matild Ma- nukyan ( 1914 -2001) isimli bir genelevi patroniçesi, yıllarca üst üste vergi rekortmeni olmuş, verdiği yüksek vergiler nedeniyle devlet tarafından plaketle ödüllendirilmiş ve televizyon kanalla- nnda kendisiyle röportajlar yapılarak örnek vatandaş olarak tak- dim edilmiştir. İlginçtir ahlaki öğütleri Matild Ana'nın öğütler başlığıyla gazetelerin ilk sayfalarından topluma aktarılmış ve bu hiç de garip bulunmamıştır.
Sayfa 143
Reklam
...... Öbür gün öğleye doğru Talat ile Levent yanlarında Mansur Ağa olduğu halde camiye doğru yürümeye başladılar. Halk da akın akın caminin önünde toparlanmaya başlamıştı. Herkes merakla Ömer Hasahanov'un gelmesini bekliyordu. Yabancı devletlerin muhabirleri oraya buraya koşturuyorlar, olayla ilgili halkın görüşlerini alıyorlardı. Açıkgöz bir BBC muhabiri Mansur Ağa'nın yanına yaklaştı: -Efendim,siz bu köyün muhtarı oluyormuşsunuz. Halkı temsil eden biri olarak görüşlerini nelerdir? Ömer Hasahanov infaz gelecek mi? Böyle bir komutanın, halkın gözü önünde sopa yemesi doğru olur mu? Mansur Ağa köpürmüştü: - Ne demek doğru olur mu? Allâh'ın Kanunları önünde maddiyat sökmez. Bu karar en büyük komutanlarımızdan biri olan Ömer'in de İslâm Hukukundan muaf olmadığını göstermektedir. Eğer Kur'ân'a itaat etmese Devlet başkanımız Chat Dudayev'i bile kırbaçlamakta bir an daha tereddüt etmeyiz. İşte Allahü Teâlâ'nın adaletinin böylesine eşitlik üzere tecelli etmesi, Çeçenya Direniş Destanı'nın altında yatan EN ÖNEMLİ FAKTÖRDÜ. Bu cevap medya kanalıyla çok geçmeden dünyaya duyurulacak ve bu cevabı anlayanlar, Çeçenya Zaferi'nin altında yatan sırrı da kavramış olacaklardı. Çok geçmeden kalabalık arasında bir dalgalanma oldu ve kalabalık iki yana doğru açıldı. Ömer Hasahanov arabayla camiye doğru yaklaşıyordu.Herkes heyecandan nefesini tutmuş bekleşiyordu. Hemen ardından dört-beş komutan arkadaşı ve birliği geliyordu. Arabadan çıkan Ömer, ağır ağır caminin avlusunda demir masaya doğru ilerledi. Masanın yanına gelince bir an için durdu. Cebinden çıkarttığı bir pusulası yanındaki komutana uzattı: - Şunu Yasin ile Kerim'de ulaştırabilirsen çok sevinirim dedi. Ardından montunu çıkarıp masa üstüne sırt üstü uzandı. Görevli mücahid Besmele çekip ilk darbeyi
...Eşcinselliğe ve eşcinsellere yönelik olumsuz duygu ve dü- şünce sahiplerinin hastalıklı kişiler olduklan ve hastalıklannın da psikolojik olduğu iddiası öylesine yaygın hale getirilmiştir ki, birçok kişi tarafından bunun bilimsel bir tespit olduğu bile sanılmaktadır. Bu açıdan bilimsel bir makale de örneğin şu tür bir tespitle karşılaşmak son derece normal hale gelmiştir: Her ne hadar eşcinselliğin bir hastalık olmadığı bilimsel olarak kabul edilmiş bir gerçek olsa da ... Halbuki eşcinselliğin bir hastalık olmadığı bilimsel olarak tespit edilmiş değildir. Esasen eşcin- selliğin bir hastalık olduğunun veya olmadığının bilimsel tes- piti de pek mümkün görünmemektedir. Çünkü eşcinsellik ter- cihi, biyolojik, organik, olgusal bir tercih değildir. O daha çok ve hatta tamamen bir inanç ve hayat tarzı tercihidir. Nesnel olgularla ilgilenen ve ilgi alanı bununla sınırlı olan bilim ise de- ğer yargılan veya hayat tarzı tercihlerini inceleyemez.
Sayfa 103
Bugün kedi ve kö- peğin denek malzemesi olarak kullanımına karşı çıkanlar, kedi ve köpek gibi bir hayvan olan diğer hayvanların en vahşi deney- lerin malzemeleri haline getirilmelerine hiç ses çıkarmamakta- dırlar. Çünkü onlara da ses çıkarmaları durumunda modemi- tenin dayattığı hayat tarzlarının değişmesi gerekecektir; bunu ise kabule müsait değildir.
Fizyolojik açıdan insan doğan varlığın kimliğiyle, kişiliğiyle, karakteriyle İnsan olabilmesi için güdülerin sınırlanması, gü- dülerinin kurallı hale gelmesi gerekmektedir. Yoksa İnsan ol- maz; cani olur, sapık olur, normal dışı olur. .. Güdülerin istek- lerini ise ayıp, günah ve yasak'lar sınırlar; böylelikle potansiyel insandan gerçek İnsan oluşur. İnsan'ı inşa eden ayıp, günah ve yasak'ın kaynağı ise din, ahlak, hukuk ve diğer toplumsal de- ğerlerdir. Bunlar sayesinde, annesinden potansiyel olarak insan doğan varlık, toplum içinde gerçek İnsan'a dönüşür.
Sayfa 95
Reklam