Telaşlı bir beden ve özel hayata dair ayrıntılarla yarı meşgul bir zihinle birlikte - ki bu zihin bir yandan da işin zorunluklarıyla meşguldür- eller, koşturan bacaklardaki cepleri karıştırıp hiçbir şey unutulmadığından emin olmaya çalışırken katedilen mesafedir hep.
Dışarı çıktığınızda bir 'içeriden' diğerine geçersiniz hep:daireden büroya, evden en yakındaki mağazaya... Başka yerlerde, başka şeyler yapmak için dışarı çıkarsınız.
Yürümek spor değildir. Bir ayağı diğerinin önüne atmak çocuk işidir.
Yürüyen hangi yoldan geldiğini, en güzel manzaranın hangi patikadan görüldüğünü anlatır, görüşün hangi noktada daha iyi olduğundan bahseder.
Buna rağmen bir aksesuar piyasası yaratılmasından geri kalınmamıştır:devrim niteliğinde ayakkabılar, inanılmaz çoraplar, müthiş sağlam pantolonlar... Alttan alta sporcu ruhu da işe dahil edilir: Yürümüyoruz artık, "trekking yapıyoruz".
Yürüyenleri kayakçı özentisi gibi gösteren ince değnekler bile satılmaktadır. Ama bu iş çok yürümez. Yürümemelidir de.