İşinde çok iyi olduğuna yürekten inanan “yetersiz” kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür! Ancak bu “cahillik ve haddini bilmeme” karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur. “Eksiler” kariyer açısından “artıya” dönüşür. Sonuçta, “kifayetsiz muhterisler” genellikle her yerde daha hızlı yükselirler. Diğerleri de bu dinamik cesaretlerinden ötürü bu insanları ödüllendirir, arkasında olur ve mümkün olan her durumda seçer.
Başkalarının mahrem hayatlarını gözetleme, önyargılar, dedikodu ve tecessüs, ayıplanma korkusunu yaşayanların kendi çektiklerini, belki de başka herkese yaşatma ve böylece kaderlerini paylaşıp sıkıntılarını hafifletme eğilimlerinin bir sonucu olmalıydı.
-İhsan Oktay Anar,Efrâsiyab’ın Hikayeleri
…“Dolunayın küme küme, kara bulutların arkasına bir gizlenip bir kendini gösterdiği pazar gecesiydi. Ne kadar silinse de bulanık bir lekenin kaldığı gümüş bir kaşığı andıran dolunayı seyrederek karanlık kaldırımda yürüyordum.”
…