AV MEVSİMİ
İdris, namıdeğer Avcı Ferman, çömez Hasan, Battal… hepsinin karakteri o kadar iyi işlenmiş ki, oyunculuklarına ekstra bir söz söylemeye gerek yok.
Cem Yılmaz’ın canlandırdığı deli dolu İdris, çocukluk aşkı Asiye’yle evlenip boşanmış ama hâlâ onu seviyor ve rahat bırakmıyor. “Al sana bu da hata” repliği de Asiye’nin tekrar reddetmesinden sonra geliyor; o an hem komik hem hüzünlüydü.
Ferman yılların tecrübeli cinayet polisi, karısı böbrek yetmezliğiyle mücadele ediyor ve bu durum karakterine ayrı bir derinlik katıyor. Hasan ise çömez, antropoloji okuyor ve seri katiller üzerine yazdığı tezi için cinayet masasına geliyor.
Film, bu üç karakterin kendi içlerindeki dramlarıyla birlikte çözmeye çalıştıkları bir vaka etrafında dönüyor. Pamuk adlı genç kızın eli bir derenin ortasında bulunuyor ve olaylar başlıyor. Ailesi, sevgilisi, kocası… herkes şüpheli.
Kocası Battal, kızın hastalığı yüzünden uygun böbrek arıyor ve çalışanları arasında sadece Pamuk’un DNA’sı uyuyor. Bunu fark edince Battal, kızla evleniyor; kızın rızası olmamasına rağmen babası Battal’a duyduğu hürmet yüzünden izin veriyor. Ancak Pamuk sevgilisi Asit Ömer’e kaçıyor ve işler iyice karışıyor. Polis önce Ömer’den sonra ailesinden şüpheleniyor, ama Ferman baştan beri Battal’dan şüpheleniyor. Aslında dava kapanacakken beklenmedik bir gelişme oluyor:
İdris bir gece gizlice Battal’ın konağına giriyor ve onu konuşturuyor. Bu sırada güvenlik tarafından vuruluyor ama ölmek üzereyken babam dediği Ferman’a kameradan işaret yapıyor. Ferman bu sayede tüm delilleri topluyor ve Battal’ın suçluluğunu ispatlıyor. Sonunda Battal, olayın başladığı dere kenarında intihar ediyor ve vaka çözülmüş oluyor.
Genel olarak Av Mevsimi, sadece bir cinayet hikâyesi değil; karakterlerin hataları, seçimleri ve iç çatışmalarıyla da