Mahmut Goloğlu

Mahmut Goloğlu

Yazar
8.6/10
11 Kişi
·
34
Okunma
·
4
Beğeni
·
779
Gösterim
Adı:
Mahmut Goloğlu
Unvan:
Türk siyaset adamı ve tarihçi.
Doğum:
Akçaabat, 1915
Ölüm:
1982
Mahmut Goloğlu (1915-1982) Akçaabat’ta doğdu, aynı günlerde babası Sarıkamış’ta şehit düştü. Trabzon’daki öğrenciliği sırasında Halkevi’nin yerel tarih araştırmalarına katıldı. Tarihle ilgisi böylece başladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirerek Tekel’de müfettiş oldu. Bir süre serbest avukatlık yaptıktan sonra aktif siyasete atıldı. Milletvekili oldu ve TBMM’de başkan vekilliği dahil pek çok görevde bulundu; Meclis Kütüphanesi’nde tarih çalışmalarını sürdürdü. Siyasetten çekildikten sonra, yerel tarih çalışmaları ile Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi konulu dizi kitaplarını kaleme aldı. 1976’da Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Devrim Tarihi profesörü olarak ders vermeye başladı. Akademik çalışmalarıyla Boğaziçi Üniversitesi tarafından 1981’de Şeref Ödülü’ne layık görüldü.
...Türk milletinin, 1919 yılında başlayan ve bir ihtilal olarak nitelenemeyen “yok olmaktan kurtulma çabası”, yani “Milli Mücadele”, sonunda, bir savaş devresini içine aldığı gibi, bir ihtilal için gerekli unsurları da kapsamış olmakla beraber aslında hiçbir şeyi yıkmak amacı ile başlamamış ve fakat kendiliğinden yıkılan ya da yıkılacak duruma gelen eski kötü düzenin yerine de, her alanda, “daha yeni” ve “daha ileri” bir düzen getirmiştir.

Sivas Kongresi’nin değeri de, Mustafa Kemal Paşa’nın büyüklüğü ve eşsizliği de buradadır; ve bunun içindir ki, Mustafa Kemal Paşa bir “ihtilalci” değil, bir “kurtarıcı” ve bir “hükümet darbesi hazırlayıcısı” değil, bir “devlet kurucusu”dur.
...Mustafa Kemal Paşa, ne Erzurum Kongresi’nde, ne de Sivas Kongresi’nde tasarladığı hedeflere varabilmek için yürürlükteki usul ve yasaların dışına çıkmamaya çalışmış, tam tersine her iki kongrede de bütün davranışlarını usul ve mevzuatın sınırları içinde düzenlemeye gayret etmiştir...

Mustafa Kemal Paşa, ihtilal ile dengeli bir toplum düzeninin sağlanabileceğine hiçbir zaman inanmamış ve düşman işgali altındaki yurtlarını kurtarmak için ihtilal yapmak isteyen Batı Trakyalılara bile, “İhtilal ile esaslaşmak mümkün değildir” diye cevap vererek bu konudaki düşüncesini açık ve kesin olarak ortaya koymuştur.
Mustafa Kemal Paşa ile maiyetindekilerin ve birlikte gidecek Heyet-i Temsiliye üyelerinin yol masrafları nasıl karşılanacaktı?
...
Kimse ne yapacağını bilemiyordu. Fakat, Erzurum’un fedakâr evlatlarından, 60 yaşını geçkin, emekli binbaşı Süleyman Efendi, “Çocuklar,” demişti “benim bugüne kadar biriktirdiğim 900 liram var. Ben 60 yaşını geçmiş bir adamım. Tanrı rızasından ve milletin esenliğinden başka dileğim yok. Bu parayı size veririm. Fakat bu parayı benim verdiğimi ne Paşa, ne de başka kimse bilmeyecek.”
Mustafa Kemal Paşa kendisine, “Paşa, biz bir ihtilal komitesiyiz. Bu hüviyetimizin bize verdiği cüretle her şeyi yapabiliriz.” diyen yakın arkadaşı ve Heyet-i Temsiliye istişari üyesi Alfred Rüstem Bey’e, açık ve kesin olarak, “Hayır Beyefendi, ben bunu yapamam” diye cevap vermiş, delege olarak Sivas’a gelen İstanbul milli mücadelecilerinin başı, gizli Karakol Cemiyeti kurucusu ve koyu İttihatçı Kara Vasıf Bey’e de, “Bizim aramızda ne ‘Babıali Baskını’na, ne ‘Yıldız Yağması’na ve ne de herhangi bir maceraya yer verecek kimse yoktur. Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı’nın hedefi evvelâ memleketi düşman istilâsından kurtarmak, sonra da müstakil ve hür bir milletin lâyık olduğu devleti kurmaktır” demiştir.
Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. Hükümet, İtilâf Devletlerinin etki ve denetimi altında bulunduğundan, üzerindeki sorumluluğun gereğini yapamamaktadır. Bu hal milleti yok olmuş gibi tanıtıyor. Milletin bağımsızlığını, yine milletin, engelleri yenme kararı kurtaracaktır. Milletin durumunu göz önünde tutmak ve haklarının sesini bütün dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimin dışında bir “milli heyet”in varlığı gereklidir. Anadolu’nun en güvenilir yeri olduğu düşünülen Sivas’ta bir “milli kongre”nin tez elden yapılması kararlaştırılmıştır.
General Harbord – Bazı kişilerin intihar ettiklerini biliyoruz, şimdi de bir milletin intiharına mı şahit olacağız?
Mustafa Kemal Paşa – İçinde bulunduğumuz durumda yapmak istediğimiz şey ne askerlik açısından, ne de başka bir açıdan izah edilemez. Fakat, her şeye rağmen, yurdumuzu kurtarmak, özgür ve uygar bir Türk Devleti kurmak, insanca yaşayabilmek için bunu yapacağız.
General Harbord – Başaramazsanız ne olacak?
Mustafa Kemal Paşa – Şerefsiz bir ölüme katlanmaktansa dövüşerek ölmeyi tercih edeceğiz.
General Harbord – Sizin durumunuzda olsaydık biz de aynı şeyi yapardık.
Tayin emrinden sonra görev ve yetki talimatını da alan Mustafa Kemal Paşa, 14 Mayıs akşamı, yemeğe, Sadrazam Damat Ferit Paşa'nın davetlisi oldu. Yine memleket meseleleri ve tutulacak yol görüşüldü. Mustafa Kemal Paşa, Sadrazam'ı tatmin eden, ona güven ve inan veren konuşmalar yaptı. Asım Us, Mustafa Kemal Paşa'nın, "Bunları aldatmanın devlet ve millet için lüzumlu olduğuna kanî bulunuyordum" dediğini anlatır. (A. Us, Gördüklerim, Duyduklarım, Duygularım: 41)
"Lazistan Türkleri de, Kürdistan Türkleri gibi, Çerkes Türkleri gibi aynı soydan geldiklerini, aynı babanın değişik isimli çocukları olduklarını, hepsinin kan kardeşi olarak aynı yerlerden buralara geldiklerini, kendilerinin de daha önceleri Legzler adı altında Kafkasya'da oturduklarını, o zaman da Kafkas Türkü olduklarını, sonra Legzlerin ikiye ayrıldığını, bir kısmının aynı yerde kalarak Lezgi adını aldıklarını, bir kısmının iki bin yıl kadar önce kıyılardan batıya göçerek Rize-Batum bölgesine geldiklerini ve Lazgi diye anıldıklarını, bu deyimin sonradan Laz şekline dönüştüğünü ve en az iki bin yıldan beri burada oturarak Kafkas Türklüğünden çıkıp Anadolu Türkü olduklarını biliyorlardı."
Mahmut Goloğlu
Sayfa 33 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Trabzonlular eşsiz bir milli mücadele heyecanı içinde kadını erkeği ile yediden yetmişe silahlı savunma kararında idiler. (İ.S. Kalkavanoğlu, Milli Mücadele Hâtıralarım: 10-12)
Erzurum Kongresi tam bir milli mücadele hareketi ve onun başlangıç hamlesidir.

Her ne kadar, hareketin basamağı Doğu Bölgesi'nin milli kuruluşları ise de (Madde: 1), amaç "vatanın bütünlüğü" ve "milletin bağımsızlığı"dır. Bu amaca varmak için de "milli kuvvetler"e dayanılacak, "milli iradenin egemenliği" sağlanacaktır (Madde: 2).
245 syf.
·2 günde·9/10
Çok kıymetli kaynaklara dayanarak üzerinde epey çalışılmış bir kitap olduğu henüz girişinden belli oluyor. Kronolojik olarak Erzurum Kongresi toplanmadan önce memleketin özellikle Doğu illerinin ve İstanbul Hükümetinin durumunu açıklamakla başlamış ve Erzurum Kongresinin nasıl ve hangi ortamda kimler tarafından tertip edildiğini kısa ve öz bir şekilde ancak doyurucu bilgilerle kaleme almış Mahmut Goloğlu.

Memleketin dört bir yanında itilaf devletleri cirit atarken, bizatihi milletin fertleri tarafından kurulan Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin amaçlarını, faaliyetlerini ve vatanı İstanbul Hükümetinin kayıtsızlığından ve İtilaf Devletlerinden kurtarmak için nasıl çırpındıklarını ve milli mücadeleyi başlattıklarını tüyler ürpertici bir şekilde anlatmış.
245 syf.
·7 günde·8/10
Milli mücadele adına yapılan Erzurum Kongresi'nin işleyişini, delegelerin tutumlarını, İstanbul hükümetinin tepkisini ve Mustafa Kemal Paşa'nin konumunu hatıratlara ve birtakım kaynaklara dayandırarak ele alan güzel bir eserdi. Bölümler halinde kronolojik olarak hazırlanan eserde yer alan bazı bilgilere dair belgelerin kitabın ekler bölümünde yer alması da söz konusu. Kongreye dair tam anlamıyla kapsamlı bir çalışma olmasa da okuyucuya genel bir fikir verebilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mahmut Goloğlu
Unvan:
Türk siyaset adamı ve tarihçi.
Doğum:
Akçaabat, 1915
Ölüm:
1982
Mahmut Goloğlu (1915-1982) Akçaabat’ta doğdu, aynı günlerde babası Sarıkamış’ta şehit düştü. Trabzon’daki öğrenciliği sırasında Halkevi’nin yerel tarih araştırmalarına katıldı. Tarihle ilgisi böylece başladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirerek Tekel’de müfettiş oldu. Bir süre serbest avukatlık yaptıktan sonra aktif siyasete atıldı. Milletvekili oldu ve TBMM’de başkan vekilliği dahil pek çok görevde bulundu; Meclis Kütüphanesi’nde tarih çalışmalarını sürdürdü. Siyasetten çekildikten sonra, yerel tarih çalışmaları ile Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi konulu dizi kitaplarını kaleme aldı. 1976’da Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Devrim Tarihi profesörü olarak ders vermeye başladı. Akademik çalışmalarıyla Boğaziçi Üniversitesi tarafından 1981’de Şeref Ödülü’ne layık görüldü.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 34 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 45 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.