Amedspor'un Yükselişi ve Irkçılığın Çirkin Yüzü**
Amedspor sonunda Süper Lig'e çıktı! 16 yıl sonra Diyarbakır'ın takımı, emeğin, mücadelenin ve o yeşil-kırmızı sevginin zaferiyle en üst lige terfi etti. Sokaklarda coşku, insanlarda gurur... Hak edilmiş bir başarı bu. Mbaye Diagne'nin golleri, takımın azmi, taraftarın desteği... Tebrikler, gerçekten. Ama ne yazık ki bu sevinç, bazı çevrelerde yine o eski, iğrenç refleksleri tetikledi.
Faşist ve ırkçı söylemler, saldırılar... Maçlarda küfürler, fiziki tacizler, "Amedspor yok öyle bir şey" diye zırvalayan yayıncılar, beyaz toros pankartları açanlar, etnik köken üzerinden nefret kusanlar. Bunlar spor mu? Hayır, bunlar utanç. Bunlar insan olmanın en temel değerlerine karşı bir saldırı. Bir futbol takımını, şehrini, insanlarını sırf "öteki" gördüğü için hedef almak, faşizmin ta kendisi. Irkçılık hiçbir kılıfın altında gizlenemez; "taraftarlık", "milliyetçilik" ya da "provokasyon" diye süslenirse bile çirkin kalır.
düşün bir: Aynı ligde, aynı ülkenin takımı. Aynı sahada ter dökecekler, aynı kurallara tabi olacaklar. Ama bazıları için Amedspor'un çıkması "tehdit" gibi. Neden? Çünkü o takım bir şehrin, bir kültürün, bir direncin sembolü olmuş. Diyarbakır'ın sesi olmuş. Başarıyı kutlarken bile bayrak bahanesiyle taciz etmek, küfür etmek... Bu ne vicdan? Bu ne insanlık? Spor birleştirici olmalı, nefret pompalayıcı değil.
Bunları yapanlar aslında kendilerini küçültüyor. Gerçek Türk-Kürt kardeşliğini, bu ülkenin zenginliğini göremiyorlar. Amedspor'un yükselişi, sadece bir lig terfisi değil; emeğin, yerel sevginin ve azmin zaferi. Ona karşı ırkçılık yapanlar ise kaybeden taraf. Çünkü tarih ve vicdan her zaman adaletten yana ilerler. TFF'nin, federasyonun, devletin yetkili kurumlarının bu çirkinliklere karşı net durması lazım.