Biomortem, beni hem kurgu hem de bilimsel yönüyle gerçekten şaşırtan bir kitap oldu. Ölüm gibi herkesin bir şekilde kafasını kurcalayan bir konuyu alıp, buna hücresel düzeyde – yani bilimsel anlamda – bakan bir romanla ilk defa karşılaştım diyebilirim. Serkan Karaismailoğlu'nun nörobilim alanındaki bilgisi romanın her satırında kendini hissettiriyor ama bunu öyle kasmadan, yormadan yapıyor ki okumak hem kolay hem de öğretici.
Kitabın en çok ilgimi çeken tarafı, bedenin ölümden sonra bile yaşam mücadelesine devam ettiği fikri oldu. Özellikle vücudumuzdaki bazı hücrelerin günlerce aktif kalabildiğini okumak, beni hayretler içinde bıraktı. Romandaki karakterler de oldukça derin; özellikle Falin’in yaşadıkları ve iç dünyası beni çok etkiledi. Sadece bir hikâye okuyor gibi değil, sanki onunla birlikte düşünüyor, sorguluyor gibi hissettim.
Hem roman okuyayım hem de bir şeyler öğreneyim diyen biri için gerçekten çok doğru bir tercih. Bilim ve edebiyatı bir arada sevenlerdensen, Biomortem tam sana göre olabilir.