Yusuf Kalyon

Yusuf Kalyon
@Yusufkalyon
Insta: yusufkalyonn
Siyasi iktidar açısından siyasi ve toplumsal düzenin dayandığı ahlaki normların pratikte sorgulandığı bir durum olarak yoksulluk ve açlık tehlikesi önlenmeliydi. İsmet İnönü'ye göre, "Harp belalarından olan darlık ve pahalılık, vücutlar üzerinde olduğundan ziyade ahlak üzerinde sarsıntılarını hissettiriyor" du. Falih Rıfkı Atay'a göre ise, geçim sıkıntısı ahlak buhranı demekti. Bu sorunun çözülememesi devletin karşılaşabileceği en büyük tehditlerden biriydi. Atay'ın ifadeleri ile, "Geçim sıkıntısına pek az ahlak dayanabilir" di. "Anarşi, çatısız aile, kömürsüz ocak, mektepsiz çocuk, hekimsiz ve ilaçsız hasta demek" ti.
Sayfa 329 - İş Bankası, 3.basım·Kitabı okudu
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kışın evsiz kalmamak için küçük suçlar işleyip hapse girmek isteyen insanlara Nermin Abadan-Unat'ın anılarında da rastlanabilir. Abadan-Unat anılarında, avukatlık stajı sırasında başına ilginç bir olayın geldiğini anlatır. Bir gün hâkim karşısına çıkarılan, arkadaşını bıçaklamakla suçlanan genç bir adam, suçunu hemen itiraf etmiş ve hâkime ayrıntısıyla anlatmıştır. Fakat ilginç olan şudur ki, suçlu, mahkemede açtığı yaranın boyu üzerine hâkimle tartışmaya girmiştir. Bunun nedenini Nermin Abadan-Unat şöyle açıklar: "Meğer sabıkalı kabadayılar Ceza Yasası'nın birçok maddelerini ezbere biliyorlarmış. Onlar kışın soğukta evsiz barksız kalmamak için ufak bir kavga çıkartmayı, kavgada T. Ceza Yasası'nın üç aylık bir hapis cezası için öngörmüş olduğu derinlikte bir yara açmayı alışkanlık haline getirmişler... Kendi kendime, sosyal güvence ve işsizlik sigortası geliştirememiş bir ülkede sorunlar böyle çözülür dedim. "
Sayfa 241 - İş Bankası, 3.basım·Kitabı okudu
Tarih
Osmanlı asker ve subaylarının cehaleti karşısında hüsrana uğrayan Tott şöyle yazmıştı: "Paşaların kibirli cehaleti yetmiyormuş gibi, bir de astlarının aptal küstahlıkları var; ve savaş meydanına akıl almaz büyüklükte, ama kötü yüklenmiş ve çok kötü parçalardan oluşan bir topçu kafilesiyle giden Türkler, düşmanlarının topunun her ateşlenmesiyle adeta biçiliyor ve uğradıkları felaketin intikamını ancak Rusları korkakça hilelerle suçlayarak alabiliyorlardı. Yakınına bile varamayacağımız ateş güçlerinin üstünlüğü ile bizden kuvvetliler, diyorlardı; ama şu rezil bataryalarını terk edip, cesur erkekler gibi karşımıza bir çıksınlar bakalım, bu kâfirlerin biz müminlerin kılıcına karşı direnip direnemeyeceklerini çok geçmeden anlarız. Bu acınası fanatikler sürüsü, Ruslar kendilerine kutsal Ramazan ayında saldırdılar diye bile sitem ediyordu. "
Sayfa 210 - İş Bankası, 3.basım·Kitabı okudu
Tarih
Belgrad'da muzaffer olan Avusturyalı Mareşal Laudon şunları yazdı: "Bu yerlerin [Osmanlı savunma hatlarının] ne kadar güçlü yapıldığı ve Türklerin bunları nasıl da inatla savunduğu insanın kavrayış gücünün ötesine geçiyor. Bir istihkâm yıkılır yıkılmaz, derhal kendilerine bir yenisini kazıyorlar. Bir kaleyi koruyan Türklerle savaşmaktansa, herhangi bir geleneksel kalede başka herhangi bir orduyla uğraşmak çok daha kolaydır. "
Sayfa 180 - İş Bankası, 3.basım·Kitabı okudu
Tarih
Joel Migdal'in, devletin tahsil etmeyi başardığı vergi miktarının tahakkuk eden vergi miktarına oranının devletin gücünü yansıtabileceği düşüncesi dikkate alınırsa, toplanması öngörülen TMV'nin neredeyse yarısına yakın bir kısmının toplanamamış olması, tek parti devletinin sanıldığı kadar güçlü olmadığını gösteriyordu.
Sayfa 223 - İş Bankası, 3.basım·Kitabı okudu
Tarih