"Bir iğneli fıçı ki,bu, üstünden hayâl uçsa kanatları kana boyanır.Her şey,ama her şey,içimde dumana,rüzgâra,gölgeye, sıfıra karışırken, yanlız bir şey;kendisinden başka her şeyin yokluğu pahasına mutlâk bir şartına bürünüyordu.Yanlız Allah var var olan yanlız Allah her şey o kadar yok ki, yanlız Allah var.Allah öyle var ki, kendisinden başka hiçbir şey yok..!"
"Ve belki de tımarhanedeki deliler kursaklarındaki sırrı artık ağızlarından kaçıracak kadar ruhları zayıfladığı içindir ki, böyle demir parmaklıklı kümeslere kapatılmışlardı."
"Her şey yepyeni ve bambaşka;O güne kadar gururların ve nefs istinatlarının en küstahlariyle müdafaa ettiğim ahmak emniyetler bir tarafa; merkezinde Allah bulunmak üzere ruhumda ve nâmütenahi bir daire şeklinde idrakine mecbur olduğum bütün bir kâinat bir tarafa..!"
"Maddenin mahpus olduğu kaba bir dört köşe içinde,bir takım eşya ve hâdiseleri düzenleyip, Allah'a var diyenlerle, yine bir takım eşya ve hâdiseleri düzenleyip Allah'a yok diyenlere nispet,ruhumda beşeri kanunların tezgâhı o türlü devrildi ki,bu devrilişin altından yanlız mutlak hakikat doğrulabilirdi.Her şeyi o türlü kaybettim ki, Allah'ı kazandım, Allah bana kendisini kendi elimle buldurmak için taş kırıcı bir balyoz gibi enseme nasıl indi, bilseniz!.."