"Olgunluk çağında,yani kırk yaşına geldiğinde oldukça deneyim kazanmış olan bu insan, mensup olduğu topluluğu düzeltmek için kolları sıvadı.Doğduğu şehirde el-Emîn (dürüst)lâkabını almıştı.Şehrin dul ve yetimleri onun şahsında en güzel sığınağı buluyorlardı; yabancı tüccarlar bile,Mekke'ye geldikleri zaman, borçlarını ödemekte geciken Mekkelilerden alacaklarını tahsil için en sonunda onun desteğine başvuruyorlardı."
"Muhammed (as),kendisini koruyup gözeten yakınlarını art arda kaybetti: Annesinin vefatından sonra yaşlı dedesinin yanında kaldı;onun da vefat etmesi üzerine, henüz sekiz yaşında iken, cömert ancak fazla bir maddî geliri olmayan amcası Ebû Tâlib'in yanına yerleşti.Çok geçmeden geçimini çobanlık yaparak sağlamak zorunda kaldı."
"İnsanlar, aynı çiftin, Adem ile Havva'nın soyundan geldiklerini unutmuşlar ve kardeşler arasında güdülen kin onları hayvanlardan da aşağı bir düzeye getirmişti."
"Sana bir söz söyleyeceğim ki,bu sözü kadınlar gibi küpe yapıp kulağına tak ve hiç çıkarma: En günâhkâr Müslüman kardeşimiz,bize kâfirden daha yakındır! Ben o küpeyi kulağımdan hiç çıkarmadım.Size de aynı küpeyi takmanızı ve hiç çıkarmamanızı tavsiye ederim."