Sabah, evden çıkıyorum usulca. Bir banka oturuyorum, etraf hâlâ uykuda. Sabahın sessizliği sarıyor her yanı; şehir daha uyanmamış, dünya henüz suskun. O an, zaman duruyor sanki, sadece sessizliği dinliyorum.
Bir sandık buldum; içinde eski gazeteler, suskun kitaplar, gülümsemeyi unutmuş dergiler, sessiz film makaraları vardı. Her şey konuşur gibiydi: Unutulduk ama tam da bu yüzden seni bekliyorduk.