Ç.

Ne olduğunu ve köklerinin nereye uzandığını bilmeyen bir memleket, nereye gideceği ve neyi hedeflemesi gerektiği hususunda açık bir algıya sahip olabilir mi?
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Alfabe bir milletin tarihi "hatırlama" metodu ve tarihte kalma gerecidir. Arap alfabesinin kaldırılmasıyla birlikte Türkiye, tarihinin yazılı olarak muhafaza edilen tüm hazinelerini büyük oranda kaybetti ve sadece bu hamleyle birlikte kendini barbarlık sınırına düşürdü. Buna "paralel" diğer reformlarla birlikte Türkiye'nin yeni nesilleri sırtlarını dayayacak manevi bir dayanak bulamadılar ve bir tür ruhsal boşlukta bocaladılar ve ülke tam anlamıyla hafızasını ve geçmişini yitirdi. Halbuki böylesi bir reform kim ve ne için gerekliydi?
Sadece ferdin yetiştirilmesi değil, aynı zamanda dünyaya ni- zam vermesi hasebiyle ele alınan İslami yenilenme fikrine her zaman muhalif olacak iki grup mevcuttur: eski düzenin korunmasını isteyen muhafazakârlar ve yabancıların düzenini isteyen modernistler. Birinci grup İslam'ı geçmişe çekerken, ikinci grup da ona başkalarına ait bir gelecek hazırlar. Birbirleri arasındaki büyük farklara rağmen bu iki kategorideki insanların ortak bir noktası vardır: Her ikisi de "din" mefhumunu, kelimenin Avrupa'daki manasıyla anlayarak İslam'ı sadece bir inanç olarak görürler. Lisandaki inceliği anlamaktan yoksun olma, mantık kifayetsizliği hatta İslam'a ve onun tarihine, dünyadaki rolüne akıl erdirememe, bu grupları din-i İslam'ı "inanç" olarak tercüme etmeye sevk ediyor ki bu da oldukça müstesna bir sebepten ötürü büsbütün hatalıdır.
Türkiye, bir İslam ülkesiyken dünyaya hükmediyordu. Avrupa taklitçisi Türkiye ise dünyada yüzlerce örneği olan üçüncü sınıf bir ülke konumunda.