Gaye Boralıoğlu’nun "Her Şey Normalmiş Gibi" adlı öykü kitabı, gündelik hayatın sıradanlığı içine gizlenmiş tekinsizliği ve toplumsal kırılmaları yüzeye çıkaran bir çalışma olmuş.Karakterlerinin hayatlarındaki büyük acıları, tutarsızlıkları veya tuhaflıkları olağan bir akışın parçası gibi sunarak okuru ne kadar "anormal" bir dünyada yaşadığını fark ettirmeye zorluyor. Boralıoğlu’nun duru ama bir o kadar da keskin dili, şehrin karmaşasında sıkışıp kalmış, kimlik arayışındaki veya eksiklik duygusuyla boğuşan insanların ruhsal haritasını başarıyla çiziyor.
Kitap, her ne kadar öykü türünde olsa da, birbirini takip eden temalarla adeta bir roman bütünlüğü hissi uyandırıyor insanda. Özellikle karakterlerin iç dünyalarındaki çelişkileri, toplumsal beklentilerle bireysel arzular arasındaki uçurumları işleyiş biçimi oldukça etkileyiciydi. Okurken bir yandan "evet, bu tam da bizim yaşadığımız hayat" dedirtirken, diğer yandan yazarın yaptığı ince dokunuşlarla bu tanıdık dünyanın nasıl da çatlaklarla dolu olduğunu görüyoruz. Gaye Boralıoğlu, modern zamanın yalnızlığını ve insanın kendisine yabancılaşmasını, hiç abartıya kaçmadan, adeta "normal" bir durumu anlatır gibi anlatarak, insanın zihninde derin izler bırakmayı başarıyor.