Her Şey Normalmiş Gibi

Gaye Boralıoğlu
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 57 dk.
Sayfa Sayısı:
210
Basım Tarihi:
12 Aralık 2025
Yayınevi:
İletişim Yayınları
ISBN:
9789750539213
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·210 syf.··
2026 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 09:47
Arda ve Lora'nın hikayesinin anlatıldığı , İstanbul'dan Diyarbakır'a uzanan bir roman Her Şeyi Normalmiş Gibi. İstiklal Caddesi'ndeki bir patlama ile başlayan roman hayatın ikilikleri üzerine kurulu. Hımbıl,Oblomovvari bir karakter olan Arda ile aktivist-mücadeleci Lora'nın ayrılık sonrası yaşadıklarını Arda'nın bakış açısı ile okuyoruz. Ama tek taraflı bir bakış açısı değil. Her iki karakter ile de empati kurabiliyoruz. Her ikisini de anlayabiliyoruz. Arda her ne kadar pasif gibi görünse de ruhunun derinliklerinde bir vicdan azabı var. Bu harekete geçemeyenlerin azabı. Çevremden biliyorum bu duyguyu. Neyseki Arda çevremdekiler gibi Lora'yı aktivizminden dolayı çok eleştirmiyor(sadece birazcık) Romanda ara ara Lora'nın anlattığı masallar bölümünü çok beğendim. Romanın dili çok gerçek. Hem İstanbul hem de Diyarbakır'da kullanılan ağız özellikleri ile gerçekçi diyaloglar yazılmış. Bir sürü kötü olay yaşadıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi ,"Her Şeyi Normalmiş Gibi" yaşamlarına devam edebilen insanları anlayamıyorum. Anlamayacağım da. Bu toplum olarak ne kadar empatiden yoksun olduğumuz,yozlaştığımızın bir göstergesi. İnsanlar bir süre de olsa yaşam rutinlerine ara verebilir. Yoksa biz daha çok üzülürüz.
Her Şey Normalmiş GibiGaye Boralıoğlu · İletişim Yayınları · 2025129 okunma
Puan vermedi
Her şey normalmiş gibi kutladığımız kaçıncı bayram bilmiyorum ama iyi bayramlar... Normal olan nedir, artık onu bile unuttuk sanki. Her an yeni bir gündemle yaşarken savaş, hastalık, adaletsizlik, siyasi sorunlar, ekonomik kriz, göç, cinayetler, zorbalıklar hep kapımızda, kapıdan giremediğinde parmaklarımızın ucuyla kaydırıp geçtiğimiz anlık görüntülerle ekranımızda. Normalleştirmemiz gerekirken normalleşiyor her şey. Belki de normal olan budur. Dünya böyle bir yerdir. Acı dışında anlık mutluluklarla oyalandığımız bir mekandır da bazılarımız kabullenip normalleştiremiyordur... Yazarımızın kahramanı da işte her şey normal gibi davranmaya çalışıp başaramayanlardan. Bir aşkın bitişini ve izlerini anlatır görünen hikaye aslında siyasi sorunlarla iç içe veriliyor. Diyarbakırlı bir kadınla İstanbullu bir adamın uyumsuz aşkının arasından Beyoğlu'ndaki terör saldırısına, Silivri'de yatan bir babaya, Diyarbakır'da tuhafiyecilik yapan bir kız kardeşe geçiyorsunuz. Gazete haberleriyle birlikte sunulan hikaye gerçek olaylarla çok yakın bir anlatım içinde. Benzer birçok olayı çağrıştıran belki de aynısı olan kurgu yer yer masallara, mitolojiye kayıyor. Tam anlatılmayan birçok olay var aslında. Karakterin asıl olayla bağlantısı çok kopuk mesela. Aşıkların ayrılma sebebi de net değil. Bu hızlı geçişleri hiç sorun etmeden okudum, dili ve anlatımı sevdim. Yazardan okuduğum ilk kitaptı, dizi ve sinema senaryolarından biliyorum yazarı. Bir İstanbul Masalı, Eylül Fırtınası, Hırsız Polis gibi birçok bilinen dizi ve filmi var yazarın.
Her Şey Normalmiş GibiGaye Boralıoğlu · İletişim Yayınları · 2025129 okunma
Dumanlı Roman
Puan vermedi·210 syf.··
2026 3. kitabı
2026 Kitap açısından hızlı başladı. Yılın ikinci kitabı bitti. Bu kez yerli bir yeni eser; Gaye Boralıoğlu’nun “Her Şey Normalmiş Gibi” romanı. Muhtemelen yeni çıkan kitaplar listelerinin birinden ilgi duyup sipariş ettiğim ve beklenenden hızlı elime aldığım bir kitap. Gaye Boralıoğlu’nun okuduğum ilk kitabı oldu. Oysa artık olgun yazar sayılabilecek sayıda kitabı var ve büyük çoğunluğu İletişim Yayınları’ndan çıkmış. İtiraf etmem gerekir ki, romanın en çarpıcı yeri ismi. “Her Şey Normalmiş Gibi” beklentileri yükselten, afilli bir roman ismi. Elbette roman, ismininin hakkını vermiyor diyemem ama sanki bir nebze de olsa, isminin şaşası altında ezilmiş gibi… Kitabın arka kapak metni, romanın bir aşk hikayesi olduğunu hissettiriyor. Oysa, İstanbul, Diyarbakır, ölen ve yaralananların olduğu bombalı bir terör saldırısını merkezine alan bir toplumsal gerilim hikayesi demek daha doğru. Patlamanın ardından gökyüzüne yükselen duman romanı hiç terk etmiyor. Diyarbakırlı bir Kürt kadın ile İstanbullu bir Türk erkeğin ilişkisini, toplumsal sorunları arkada bırakarak anlatmak çok anlamlı olmazdı. Kürtçe bir isim alamayıp, mecburen bir Amerikan dizisindeki (Küçük Ev) bir karakterin adını kimliğine yazdırabilen Lora ile Arda’nın, romanın başında bittiğini zannettiğimiz aşkını, roman boyunca Arda’nın zihninde, Diyarbakır sokaklarında ve nihayetinde bir hapishanenin görüşme odasında takip ediyoruz. Romandaki bazı konulara dair ciddi bilinmezlikler var ve bu hali ile romandan çok uzun bir hikaye tadında. İstanbul Beyoğlu’nda bomba neden patlıyor, mülteci hakları savunucusu Lora’nın bombalama ile ne ilgisi var, bunları roman içinde çözemiyoruz. Romanda Arda, bildiklerini annesine anlatıyor ama o anlattıklarını biz duymuyoruz. Romandaki bu olay bende, 25 yıldır mahkemesi
Edebiyat
Her Şey Normalmiş GibiGaye Boralıoğlu · İletişim Yayınları · 2025129 okunma
6/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
“Ve bir şey daha söyleyeyim bak, aşk gelecek değildir Lora, geçmiştir. Benim kemiklerimden ve etimden ve kanımdan, senin damarlarından ve tükürüğünden doğmuştur aşk. İki insan birbirinin yarınına değil, hakikatine aşık olur.” Taşınma telaşı arasına bir kitap sıkıştırabilir miyim diye düşünürken, elime alır almaz yarıladığım kitap oldu "Her Şey Normalmiş Gibi". Kitabın ismi çok çarpıcı ve ironik değil mi? Yaşadığımız anormal dünyada ayakta ve hayatta kalabilmek için, normal-miş gibi yaptığımız bizleri tanımlıyor sanki. Hepimizin yakından şahit olduğu, İstanbul patlaması ile başlayan hikaye, okur olarak beni hemen içine çekti. Farklı dünyalardan iki insan: Arda ve Lora. Onları zorlu bir ilişkinin ana karakterleri yapan şey ne olabilir? Tesadüf mü, yoksa ikisinin de varoluş hikâyesinde saklı bir sebep mi? Gaye Boralıoğlu, Her Şey Normalmiş Gibi romanında bizi genç bir adamın gözünden kaotik günlere, bir ucu İstanbul’un göbeğinde diğer ucu Diyarbakır’ın rüzgârında gezinen sarsıcı bir hikâyeye götürüyor. Hem toplumsal atmosferi yeniden gözden geçiriyor hem de bizi şu zamansız soruyla baş başa bırakıyor: Yaşadığımız çağda sahici bir aşk mümkün mü? Buzlu kahve eşliğinde sayfalarında kaybolduğum bu kitap, gerçekçi dili mitlerle harmanlayarak ikili ilişkilerimize ve haletiruhiyemize ayna tutuyor. Altını çizdiğim pek çok duygu ve durum tespiti oldu. Sizce bu çağda sahici kalabilmek ve sahici bir bağ kurabilmek hala mümkün mü? @iletisimyayin @gayeboralioglu
Her Şey Normalmiş GibiGaye Boralıoğlu · İletişim Yayınları · 2025129 okunma
10/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 14:30
Her Şey Normalmiş Gibi’de yaşadığımız çağın çelişkileri gölgesinde iki insanın birbirine tutunabilmesinin, aşkı sürdürebilmesinin ya da âşık kalabilmesinin sahiciliğini sorguluyor. Ancak bu sorgulamayı yalnızca iki insanın arasında bırakmıyor; kişisel anlaşmazlıkların ve kaprislerin yanına siyaseti de yerleştirerek kurgunun merkezine taşıyor. Üstelik siyasetin yaşamı belirleyici etkisi yalnızca iki âşık arasında kalmıyor; Tavşan Dudak’tan Lorin’e, Nermin Teyze’den Arda’nın annesine kadar hayatın her alanına sızıyor. “Bir seviyi anlamak” diyordu Özdemir Asaf, “Bir yaşam harcamaktır, harcayacaksın.”[4] Boralıoğlu, bu bedel ödemenin sınırlarında gezindiriyor bizi ve romanın ilk sayfasından son sayfasına kadar bir soruyu diri tutuyor: Yaşadığımız çağda sahici bir aşk mümkün mü? Her Şey Normalmiş Gibi, farklı dünyalardan iki insanın, Arda ve Lora’nın hikâyesi etrafında kuruluyor. Roman, odağına Arda ve Lora’nın ilişkisini alsa da bu ilişkiyi günümüzün siyasi ve toplumsal atmosferinden bağımsız düşünmemize izin vermiyor; aksine bu atmosferin ilişkinin dokusuna nasıl sızdığını görünür kılıyor.
Hayata Dair
Her Şey Normalmiş GibiGaye Boralıoğlu · İletişim Yayınları · 2025129 okunma
Puan vermedi·210 syf.··
2026 1. kitabı
Yazarın ilk okuduğum kitabı . Anlatımı o kadar akıcı ki çok güzel okundu. Sadece son zamanlarda bu tarz kitapları çok okuduğum için konular birbirine karıştı. Göçmen sorunu,kürt sorunu,varlık içinde yokluk yaşamak,işe yaramışlık ya da yaramamışlık. Herşey içinde.
Her Şey Normalmiş GibiGaye Boralıoğlu · İletişim Yayınları · 2025129 okunma
7/10
·210 syf.··
2026 13. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 00:00
Kitabın kısa özeti şu şekilde: Lora ve Arda ayrılıyor. Arda yerlerde sürünerek, yaşamdan koparak bir aşk acısı yaşıyor; aşk acısı anlatılırken ilişkilerinin nasıl başladığı ve ilişkilerine dair bilgiler veriliyor. Taksim’de patlama oluyor, herkes “her şey normalmiş gibi” hayatına devam ederken Arda sürekli Taksim üzerinde, patlamadan kalan bulutu görüyor. İki farklı hayatı ve iki farklı insanı anlatan bir aşk ve ayrılık hikayesi diyebiliriz. Terörist olarak aranan Lora iyi, polis kötü olarak lanse edilirken adalet sorgulaması yapılıyor. Erkeğin kadını çok sevmesi, ayrılık acısını içkilerle ve sürünerek yaşaması, her şeye rağmen kadından vazgeçmemesi gibi yazarın dizilerini hatırlatan bölümler vardı. Ayrıca diğer kitaplarına nazaran cinsellik daha ön plandaydı ve nedense bunu yazarın ilerleyen yaşından ayrı düşünemedim.
Edebiyat
Her Şey Normalmiş GibiGaye Boralıoğlu · İletişim Yayınları · 2025129 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi·210 syf.··
2026 28. kitabı
Her Şey Normalmiş Gibi, bireysel bir hikâyeyi toplumsal ve siyasal arka planla birleştiren; gençlik, aidiyet, korku ve aşk temalarını ele alan bir roman olarak değerlendirilebilir. Romanda Arda ve Lora’nın yalnızca dış koşullarla değil, kendi iç çatışmalarıyla da mücadele etmek zorunda kalışını okuruz. Bu yüzden kitabı okurken “Ne oldu?” dan ziyade , “Olanlar bu gençlerin ruhunda ne bıraktı?” diye düşündüm. Yazar, Arda’nın kişiliğinde bir insanın sevgi, korku, kayıp üçgeni içinde nasıl davrandığını göstermek istemiş adeta. Arda’nın Lora’yı tanıma çabası da romanın çok sevdiğim tarafı oldu. Lora’yı gerçekten anlayabilmek için onun dünyasına, Diyarbakır’a gidişi, Lora’nın taşıdığı hakikatin izini sürmesi çok içten ve cesurcaydı. Bunun haricinde Arda’nın belki de dış dünyaya kendini kapattığı “battaniye” metaforu çok güzeldi. “Özlem tehlikeli bir duygu. Çünkü umutla yan yana duruyor.”(s.144) “Dünya berbat bir yer. Dengeler kayboldu. Kötülerin dünyasında var olmaya çalışıyoruz.”(s.128) “Bazen unutmak en iyi tedavi yoludur.”(s.84)
Roman
Her Şey Normalmiş GibiGaye Boralıoğlu · İletişim Yayınları · 2025129 okunma
Hayatın sessiz çığlıkları
Puan vermedi·210 syf.··
2026 128. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:40
Gaye Boralıoğlu’nun "Her Şey Normalmiş Gibi" adlı öykü kitabı, gündelik hayatın sıradanlığı içine gizlenmiş tekinsizliği ve toplumsal kırılmaları yüzeye çıkaran bir çalışma olmuş.Karakterlerinin hayatlarındaki büyük acıları, tutarsızlıkları veya tuhaflıkları olağan bir akışın parçası gibi sunarak okuru ne kadar "anormal" bir dünyada yaşadığını fark ettirmeye zorluyor. Boralıoğlu’nun duru ama bir o kadar da keskin dili, şehrin karmaşasında sıkışıp kalmış, kimlik arayışındaki veya eksiklik duygusuyla boğuşan insanların ruhsal haritasını başarıyla çiziyor. ​Kitap, her ne kadar öykü türünde olsa da, birbirini takip eden temalarla adeta bir roman bütünlüğü hissi uyandırıyor insanda. Özellikle karakterlerin iç dünyalarındaki çelişkileri, toplumsal beklentilerle bireysel arzular arasındaki uçurumları işleyiş biçimi oldukça etkileyiciydi. Okurken bir yandan "evet, bu tam da bizim yaşadığımız hayat" dedirtirken, diğer yandan yazarın yaptığı ince dokunuşlarla bu tanıdık dünyanın nasıl da çatlaklarla dolu olduğunu görüyoruz. Gaye Boralıoğlu, modern zamanın yalnızlığını ve insanın kendisine yabancılaşmasını, hiç abartıya kaçmadan, adeta "normal" bir durumu anlatır gibi anlatarak, insanın zihninde derin izler bırakmayı başarıyor.
Her Şey Normalmiş GibiGaye Boralıoğlu · İletişim Yayınları · 2025129 okunma

Yazar Hakkında

Gaye BoralıoğluYazar · 9 kitap
Tam adı Jülide Gaye Boralıoğlu olan yazar, Gönül ve Güneş Boralıoğlu’nun kızı olarak 22 Ekim 1963’te İstanbul’da dünyaya geldi. 1980’de Ataköy Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 1984’te mezun oldu. Yüksek lisansını yine aynı bölümden Sistematik Felsefe ve Mantık alanındaki çalışmasıyla 1986’da aldı. Gazeteci, reklam yazarı ve senaryo yazarı olarak çalışan yazar, ağırlıklı olarak senarist kimliği ile tanınmaktadır. 1999’da Atıf Yılmaz yönetmenliğinde gösterime giren “Eylül Fırtınası”nın senaristliğini üstlenen Boralıoğlu, bu deneyiminden sonra televizyonun senaryo yazarına daha fazla kontrol imkanı verdiği düşüncesiyle, televizyon dizileri için yazmaya ağırlık verdi. Çeşitli kanallarda yüksek reytinglerle yayınlanan “Bir İstanbul Masalı”, “Hırsız-Polis”, “Üzgünüm Leyla”, “Zerda”, “Bıçak Sırtı,” “Bir Çocuk Sevdim” ve “Kapalıçarşı” gibi dizilerin senaryolarını yazdı. Eğitim seviyesi birbirinden çok farklı, geniş bir kitleye hitap edecek derinlikli senaryolar yazmanın kendisi için öncelikli olduğunu belirten yazar, aynı zamanda Senaryo Yazarları Derneği’nin (SEN-DER) kurucularındandır. Hepsi Hikâye, Meçhul, Aksak Ritim isimli üç eseri bulunmaktadır. On bir öyküden oluşan ilk eseri Hepsi Hikâye, Ekim 2001’de yayımlanmıştır. İsimsiz, tek bir kadın karakterin ağzından yazılmış bu öyküler, bu karakterin gündelik hayatla, yetişkin olma durumuyla, ilişkilerle ve kendine çizilmiş kimlik sınırlarıyla baş edemeyişini, absürde kayan bir mizah ile konu edinir. Hepsi Hikâye, Boralıoğlu’nun yeni dönem eserleri Meçhul ve Aksak Ritim’den farklı olarak görece iyi eğitim görmüş, orta gelir düzeyinde bir karaktere odaklanır. Meçhul ve Aksak Ritim, toplumun alt sosyo-ekonomik düzeyini oluşturan varoşlardaki akıllı ve çekici bireylerin bu özellikleri dolayısıyla içinde yaşadıkları topluluklar tarafından cezalandırmalarını konu edinir. Mart 2004’te yayımlanan Meçhul, Gaye Boralıoğlu’nun yakın arkadaşı ünlü fotoğrafçı Manuel Çıtak’ın 24 fotoğrafından yola çıkılarak soruların metne dökülmediği bir röportaj formunda yazılmıştır. Bu fotoğraflarda yer almayan, varoşlarda yoksulluk içinde büyümüş ve bir gün gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuş İbrahim’i bulmak amacıyla yola çıkan iki gazetecinin İbrahim’in yakınları ile yaptığı hiç yayımlanmamış röportajlarından oluşur. İbrahim karakterine yakınları ve tanıdıklarının yüklediği doğaüstü özellikler itibariyle büyülü gerçekçiliğe, romanın başındaki “bulunmuş metin” takdimindeki dil itibariyle de masala yaklaşır. İbrahim’in uğradığı tacizler üzerinden ele alınan cinselliği, bastırılmış eşcinsel karakterlerin kurbanı olarak dışlanması ve içine karışmaya çalıştığı her topluluk tarafından cezalandırılması dolayısıyla da bir melodram olarak da okunabilir. Nisan 2004’te Selda Asal tarafından sanatçılara kendi sergilerini açabilme ve disiplinlerarası ortak sanat projeleri gerçekleştirebilme şansı vermek amacıyla kurulmuş Apartman Projesi’yle ortak olarak gerçekleştirilen bir etkinlik kapsamında Meçhul’de yer alan fotoğraflar Asmalımescit’te on beş gün boyunca projeksiyonla sergilenmiş, Zuhal Olcay ve Altan Erkekli ziyaretçilere kitaptan bölümler okumuştur. 2009 Ekim’inde yayımlanan ve yine varoşlardan bir karakterin, on beş yaşındaki çiçekçi çingene Güldane’nin öyküsünü anlatan Aksak Ritim, Güldane’nin kendi cinselliğini keşfetmesini ve taksi şoförü Halil ile yaşadığı aşk/nefret ilişkisini konu edinir. Ölüm, kaza gibi konulara yaklaşımında büyülü gerçekçilik öğeleri barındıran roman, Güldane’nin cinselliğinin kontrolünü mahallenin genç erkeklerine düzenlediği mum ışığında soyunma gösterisi ile kendi eline alması açısından Meçhul’den farklılaşır. Ancak bu sefer de Güldane farkındalığının kurbanı olur, Meçhul’deki İbrahim gibi güzelliği, çekiciliği ve en önemlisi de aklıyla içinde yaşadığı topluluktan farklı olduğu için yine o topluluk tarafından yok edilir. Aksak Ritim, Notre Dame de Sion tarafından 2011 yılında Edebiyat Ödülü Mansiyonu’na layık görülmüştür.