Korkunun Kıyılarında , Erkeklere Her Şey Anlatılmaz’dan sonra okuduğum ikinci Buket Arbatlı kitabı. Korkunun Kıyılarında, tarihin sesini bugüne taşıyan altı uzunca öyküden oluşuyor. Osmanlı’nın son dönemlerinden Milli Mücadele yıllarına, Cumhuriyet’in ilk zamanlarına uzanan bu öykülerde yalnızca dönem olaylarını okumuyoruz, bu olayların insanlar üzerindeki etkilerine de tanıklık ediyoruz. Kitapta savaşın hem Türk hem düşman askerleri üzerinde yarattığı yıkım oldukça insani bir şekilde anlatılmış. Bu yönüyle öykülerin, savaşı kahramanlık üzerinden değil de insan ruhunda açtığı derin yaralar üzerinden irdelediğini söyleyebiliriz. Özellikle korku, bekleyiş ve yalnızlık duygusu bu noktada kendini hissettiriyor.Otuz Bir Mart Vakası sonrası hapse atılan Nadir Ağa ile Osmanlı’nın son cücesi Bahri Ağa üzerinden imparatorluğun çözülüş yıllarına tanıklık ederken, Vesile’nin cepheden dönmesini beklediği Osman’ın hikâyesinde Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki toplumsal değişiklikleri görüyoruz ve Şeyh Baba’yı kurtaran Gülhatmi ile tanışıyoruz. Bunun yanında İnkılaplar, Şark İsyanı, Takrir-i Sükûn Yasası ve mübadele gibi tarihsel olayların da karakterlerin yaşamlarına nasıl yön verdiğini okuyoruz. Yazarın dili de akıcı, içten ve samimi. Özellikle atmosfer kurarken çok başarılı bir anlatımı var. Bazı öykülerde bir Anadolu kasabasının sessizliğini, bazılarında ise savaşın soğuk yüzünü çok canlı bir şekilde hissediyorsunuz.