Mustafa Başpınar

Mustafa Başpınar

Yazar
8.0/10
9 Kişi
·
28
Okunma
·
3
Beğeni
·
538
Gösterim
Adı:
Mustafa Başpınar
Unvan:
Yazar
İnsan mutlu olduğu ânları da hatırlıyor yaş ilerledikçe. Ancak mahçup olduğu zamanlar nedense yakasını bir türlü bırakmıyor.
Okudum Hicran'ın mektubunu 'Bir gün menekşelerim,sana verdiğim menekşeyle aynı çatı altında buluşurlar umarım'' diye bitirmişti mektubunu
Masamda duran kağıt kaleme sarıldım. Kısa sürede bir şeyler karaladım. "Oh be, dünya varmış!" Yatağa attım kendimi. Elime bir kitap aldım okuyayım, diye. Nasıl özlemişim serin yatağa uzanıp elime kitap almayı. Dünya bu işte, yaşamak buydu. Okudum. Gözlerim yoruldu. Uykum geldi. Çok sürmedi, gözlerim kapanmaya başladı. Kitap göğsümde, gözlerim kapalı.
Bazen böyle oluyordum. Ânsızın karamsarlığa kapılıyordum. Dünyanın en şanssız insanı sayıyordum kendimi. En mutsuzu.
Şanssızlığımı, mutsuz oluşumu ve yalnızlığımı düşünüyordum. Sorguluyor ve çıkış yolu bulamıyordum. Şimdi olduğu gibi.
Masaya geçtim. Günlüğüme bir şeyler karalamak niyetindeydim.
Keyifsizim yazdım tek kelime. Yazmak istemediğimi farkettim. Kapattım günlüğü. Yatağıma oturdum.
Birden sarsıla sarsıla ağlamaya başladım.
En son ne zaman ağladığımı hatırlamıyorum bile.
Niçin ağlıyordum?
Uzaklarda oluşumuma mı? Bu iki katlı, sekiz odalı binada tek başına oluşumuma mı? Hicran'ı akşamları göremeyişime mi? Neye? Belki de hepsineydi.
Yatağa uzandım. Yüzümü duvara döndüm. Çocukken böyle yapardım birine kızdığım vakit.
Mustafa Başpınar
Sayfa 83 - Dergâh yayınları
"Neden bunları konuşmayıp mektup yazdık ki?" dedi ve güldü Hicran. Ben de güldüm.
"Yazmak daha kolay konuşmaktan. En azından bana öyle geliyor." dedim.
Kitaplar elimde oturdum. Ondan bir şeydi sanki tuttuklarım. Bırakmak istemiyordum. Yeni bir şey önerirse düşünmeden almaya karar vermiştim. Kitaplar birer dünya idi. Birer ilaç idi. Ama Hicran'ın önerdiği kitaplar benim için başka şeydi. Bir kere onun önerdiği kitabı okurken odamda, o dört duvar arasında Hicran'la konuşuyordum adeta. Onunla tatlı tatlı söyleşiyor zannediyordum kendimi. Beni dünyaya bağlıyordu, kütüphaneye getiriyordu. Hicran'la buluşturuyordu. Daha ne olsundu?
96 syf.
·Puan vermedi
İçinde yüzünüzde hüzünlü bir gülümse olmasını sağlayan çok güzel bir kitap.zaten kitabı başlamanızla bitirmeniz bir olacaktır.içindeki hikayeler sizi bazen bir kitapçıya bazen de bi evin dram dolu sahnesine konuk ediyor.beni en çok etkileyen ''yaralarınız iyileşti mi?''hikayesi oldu.hikaye kitaplarında anlatılacak çok bir şey olmaz genellikle o yüzden çok şey yazamıyacağım ama kitabı ilk fırsatta okumanızı isterim.keyifli okumalar
96 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Açıkçası Mustafa Başpınar ve hikâyelerini daha önce hiç duymamıştım. Daha önce de bahsettiğim gibi uzun süredir hikâye kitabı okumuyordum. Mustafa Kutlu’nun kitaplarından alırken bu kitabı da almıştım. Kitap hakkında hiçbir bilgim yoktu, sürpriz olacaktı her şey benim için. Kitabın ismini ilk gördüğümde anne sevgisinden bahseden ‘’benim annem güzel annem’’ tarzı bir kitap sanmıştım. Ön yargı işte. Oysa her şey bambaşkaymış. Kitap 96 sayfadan oluşuyor ve içerisinde 8 tane hikâye var. Bu hikâyeler beklediğimin dışındaydı, çok şaşırmıştım. Çok farklı ve heyecanlı bir okuma oldu benim için. Çok sevdim, hemencecik bitti. Beni en çok etkileyen son hikâye oldu.

Hikâyelerin isimleri ve nacizane yorumlarım şöyle:
İlk üç hikâye ‘’Annemin Gözleri’’ , ‘’Bir Şey Gelip Şurama Oturdu’’ , ‘’Düşünde Olmasın’’ aynı kahraman tarafından anlatılıyor. Bu kahramanın yaşadığı birbiriyle bağlantılı üç hikâyeyi okurken hissettiğim duygular şöyle idi: Hüzün, Sinir, Yalnızlık, Acıma… Çok sevdim ve bu duyguları yaşadım sık sık.

Dördüncü hikâyenin adı ‘’Talihsiz Yolculuk’’. Bu hikâyenin ana kahramanı bir kitap ve hikâye bir hitap tarafından anlatılıyor. Kitabın talihsiz yolculuğunu çok sevdim, okurken bir kitap gibi hissettim. Bir kitap nasıl hissederdi? Bunu daha önce hiç düşünmemiştim.

Beşinci hikâye ‘’Sabriye’nin Kerameti’’. Bu hikâyeyi de çok sevdim ve çok güldüm okurken. Unutulmayanlar arasına girdi bile.

Altıncı hikâye ‘’Problem Yok’’. Bir öğretmenin seçim görevi üstlenmesiyle yaşadığı uzun yolculuk anlatılıyordu, oldukça güzeldi.

Gelelim son hikâyeye. ‘’Yaralarınız iyileşti mi?’’ kitabın bende en çok iz bırakan hikâyesi oldu. Çok ama çok sevdim. Issız bir yere atanan öğretmenin yaşamını anlatıyordu. Bir an kendimi düşündüm, bundan sonraki yaşamım nasıl olacaktı veya nereye atanacaktım, ailemden/memleketimden ayrılmanın üzerimde nasıl etkileri olabilirdi?
Hikâye öğretmenin sıkıntılarını, problemlerini ve aşkını çok güzel anlatıyordu. Hikâyenin İçinde birkaç bölümde gözlerim doldu, çok güzel göndermeler vardı. Ve sonunda kitap bitti. Ama etkisi devam ediyor.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Annemin gözleri

Mustafa Başpınar

Annemin Gözleri’nde çocukluk günlerinden beslenen, yaşadığı hayatın acımasızlığından çocukluk anılarına kaçan, sık sık çocukluk günlerini hatırlayan yetişkinlerin dünyasını anlatıyor. Ölüm temasının ağırlıkta olduğu öykülerde, daha çok yoksul ve yoksun hayatlar anlatılıyor.Başpınar’ın öyküleri, “İyilik ve güzellikler içinde yaşayıp gidiyorken birdenbire neler oluyor böyle?” sorusunu sorduruyor.
Mekân olarak taşra tercih edilmiş. Ancak bazı öykülerdeki kahramanlar, şehir hayatıyla yüzleşmiş ve taşraya döndüğünde taşra ile şehir hayatı arasındaki yaşamı ayrımsamıştır. Aşk temasının da görüldüğü öykülerde, bazen ironik ve mizahî bir dil kullanılarak öykünün akışı hareketlendirilmiş. Genel anlamda, Başpınar’ın çizgisinin netleştiği görülüyor öykülerde. Annemin Gözleri’ndeki ilk üç öykü, içerik ve anlatım bakımından birbirine ince bağlarla bağlanmış gibi.

Kar yağıyordu. Başımı sağa çevirip iki dükkan arasından gözüken bordo binaya baktım. Pencerede miydi Hicran? Yoksa o da dipsiz bir kuyuya mı düşmüştü benim gibi.

Araç çalıştı. El salladım. Ragıp bana bakıyordu. Bense karşıya. Az sonra gözden kayboldu Ragıp, kütüphane, öğretmenevi. Sonrasında hapishane, kaymakamlık, ilçenin çıkışındaki çalıştığım okul ve nihayetinde Hizan.

Pencerede Hicran'ı, ocakta Ragıp'ı, dükkân önünde Şakir Dayı'yı, kulübede askeri, hücrelerde mahkûmları, bahçede öğrencileri, iki dağın eteğindeki evleri düşündüm bir bir.

Kıvrılarak çıktık Panur Dağı'nı. Başları poşulu adamlar sigaralarını yakmışlar, göz gözü görmüyordu. Radyodan ince bir kadın sesi geliyordu. Ağıttı söylediği. Kürtçe.

Yükselen dumanlarda Hicran'ın gözlerini gördüm. Islak gözlerini. Uzun kirpiklerinin arasından bakıyordu bana. Gölge düşmüştü bakışlarına. Elimde tuttuğum menekşeye baktım. "Bir gün benim menekşelerimle sana verdiğim menekşe aynı çatı altında buluşurlar umarım." diye yazmıştı Hicran. Başımı cama dayadım. Gözlerimi kapattım."

Muhafazakar bir yayın çizgisinde yayınlar sunan dergah kitaptan çıkmış. Muhakkak yazar da muhafazakar birisi fakat umurumda değil açıkcası dilini,konuları ve öykücülüğünü sevdim. Tavsiye ederim.
Hüzünlü okumalar

Gürbüz Deniz
96 syf.
·1 günde·6/10
Menekşeler aynı evin çatısı altında buluştuğunda her zaman hayaller gerçekleşir mi? 
Ya da yaralar zaman geçince İstanbul manzarasında kapanır mı, diner mi sızlar?
Bir insan bir kitabı satın aldığında, onu yanına kattığında sevinirken; aynı duyguları kitaplar da hisseder mi?
Yazar kendi ölüm ilanını yazmak ister mi?
Arkadaşlıklar, komşuluklar geride mi kalır, geriye mi kalır?
96 syf.
·2 günde
DR'da okumak için kitap ararken buldum bu kitabı. Daha öncesinde Mustafa Başpınar'ı hiç duymamıştım ve bu okuduğum ilk kitabı.
kitabın içinde 8 adet öykü bulunuyor. İlk üç hikaye o kadar bağlayıcı bir dille anlatılmış ki kitabın tamamı bu hikaye üzerinden gidebilirmiş diye düşünüyor insan. 3.hikayenin sonu biraz eksik kalmış sanki. Annesinin hastalandığını öğrenen ve buna bizzat şahit olan yazarın sonrasında ne yaptığı, yapacağı eksik kalmış. Bir, iki bölüm daha ekleyerek sonlanabilirdi hikaye. Çünkü anneler, evlatlarının gözünde bir kahramandır, en güçlü olandır. Hiçbir evlat annesinin zayıf yanını görmek istemez.
Bundan sonrasında beni en çok etkileyen hikayelerden birisi de "Işıltılı Bir dünya" adlı hikaye oldu. Hiayenin sonunda gözyaşlarıma engel olmadım. Burada da evli genç bir çiftin 4 yıllık evliliklerinin sonunda dünyaya gelen kızının gözlerinin kör olduğunu öğrendiklerinde bitiyor hikaye.
Diğer hikayeler de tek tek okunacak, güzel hikayeler olmuş. Okunmasını tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Başpınar
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 28 okur okudu.
  • 13 okur okuyacak.