“Oysa Ben Tüm Gökyüzüydüm” benim için sadece bir kitap değil, abimin hatırasına dair bir köprüydü. Bu kitapta adı geçmiyor ama abim de Atılganlar timinin parçasıydı ve onun ruhu sayfalarda yankılanıyordu. Kitabı okurken kendimi hem bir asker hem de abimin yolculuğunda yanımda hissettim.
Şehidimizin silah arkadaşı; Samet Poyraz, eserde Mehmet Kıvık’ın hayatını, askeri eğitimini, hudut görevlerini ve zorluklarla mücadelesini anlatıyor. Kitabın dili sade ama etkili; her cümlede cesaret, fedakarlık ve insanın sınırlarını zorlayışı hissediliyor. Örneğin:
“Pencereden baktığınızda güneşi esirgemiyorsa gökyüzü, Mehmetler halen bedelini ödediği içindir!”
Bu satır, abimin ve onun gibi tüm askerlerin görünmeyen bedellerini hatırlattı. Ayrıca:
“Derler ki, Milli Mücadele ile birlikte kahramanlık devri kapanmıştır. Fakat bu doğru değildir.”
ifadesi, zaman değişse de değerlerin ve kahramanlığın hâlâ var olduğunu vurguluyor.
Kitabın en sevdiğim kısmı, timin birbirine bağlılığı ve dayanışmasıydı; bu bölüm, abimin de yaşadığı gerçekliği aklıma getirdi. Okurken hem duygulandım hem de gururlandım.
“Oysa Ben Tüm Gökyüzüydüm”, yalnızca bir biyografik roman değil; cesaret, arkadaşlık ve vefa üzerine bir ders. Abimi ve onun gibi kahramanları hatırlamak, onları yaşatmak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir eser.