Tabiat kanunlarına göre insanlar daima bütün yeniliklere karşı gelirler.Ama bu uzun sürmez. Çünkü önemli olan hayatın aldığı biçim değil, Hayatın kendisidir. Eski ile yeninin çarpışmasından azap duyan kimseler de vardı. Onlar için hayat düzeni kayıtsız şartsız hayata bağlıydı.
Farkında olmadan küçük kasabanın felsefesini de orada öğrenmiş oluyorlardı. Hayat anlaşılmaz bir mucizedir, boyuna harcanır, erir, buna rağmen yine dayanır, sürüp gider. Tıpkı Drina'nın üstündeki köprü gibi.