Öylece uzaktan sevebildim sadece seni. Tenine, kokuna sarılamadan...
Aramıza örülen o görünmez duvarların gölgesinde, seni yalnızca kalbimin kuytularında büyütebildim. Bir insanı dokunmadan sevmek, rüzgarı avuçlarında tutmaya çalışmaya benziyormuş meğer; varlığını iliklerine kadar hissediyorsun ama asla parmaklarının arasında sıkıştıramıyorsun.
Sesinin tınısı zihnimde yankılanırken, gözlerinin rengi gecenin karanlığına karışıyor. Ne zaman sana doğru bir adım atmak istesem, coğrafyalar, sessizlikler ve yaşanmamışlıklar dikiliyor karşıma. Ben de duruyorum. Olduğum yerde, sırf sen incinme, sırf bu büyü bozulmasın diye sessizce geri çekiliyorum.
Çünkü bazen sevmek; sahip olmak değil, onun gökyüzünün altında nefes aldığını bilerek yetinebilmektir. Kokunu içime çekemesem de, teninin sıcaklığını dünyama mühürleyemesem de, seni evrenin en kuytu, en saf yerinde saklıyorum.
Ben seni en çok, sen benden habersizken sevdim. Kusursuz, beklentisiz ve bir o kadar da çaresiz...
youtu.be/watch?v=tFQ9nYX...