Bu durumda, dini inanç bu kadar önemli etkiler yaratıyorken, sorgulanması ahlaki sorumluluktur. Buna karşılık, bazı meselelerin çok karmaşık olduğunu savunan ve sonuca varmak için yeterli zaman olmadığını söyleyen kişilere ne diyeceğiz? William Clifford'un buna cevabı açık ve nettir: "O takdirde o kimsenin inanmaya da zamanı olmamalıdır."
Radikal bir dindar iken sorgulamalar neticesinde din ile, tanrı ile arası açılan birinin samimi ifadeleri... Yazarın dediği gibi, kendisi gibi olanlara yoldaşlık etsin diye yazılmış bu kitap. Münakaşa havası yok, kimseye bir şeyi kabul ettirme çabası yok. "Ben bunu yaşadım, bunu sorguladım, bunu aradım, neticede buraya geldim." diyor yazar.
Aklımın KırkıHamdi Tayfur · Alter Yayınları · 20262 okunma
Latife: Hoca'nın iki zevcesi varmış. Her ikisine de yekdiğerinden gizli birer mavi boncuk verip "Sakın bunu ortağına gösterme! Bu benim nişane-i muhabbetimdir." demiş. Bir gün ikisi birden üzerine hücum edip "Hangimizi çok seversin? Gönlün asıl kimdedir?" diye sorduklarında "Mavi boncuk kimde ise benim gönlüm ondadır." dermiş. Kadınlar her ikisi de kalben "Beni çok seviyor." diye müteselli olurlarmış.