İçimde derin bir pişmanlık var.
Sendeleyip yardıma muhtaç çocuklar gibiyim.
Gönlümde lanetler okuyorum, isyana koşar adım.
Kocaman bir iştahla nefreti sürüyorum ömürden tarlama.
Sen ki aşk için dimdik duran, kefaretini ödemiş saygın kişi.
İzlerini kaybetti muhabbeti dizginlemiş benliğim.
Bir yudum içsem serinleyecek nefsim.
Gökten dönülmez bakışlarda bir sevinç belirir.
Oysaki ay da nazik bir sesle duyulmamış acısını haykırmakta.
Yaşamak, sessiz eksilen bir gecede kaybolur.
Kime, hangi tınıdan bahsetmeliyim?
Aşk gurbet misali kahır doludur.
Ya seversin acıya banıp banıp,
ya da boş kalan koynun olur gençliğinin en hasıl olması gereken yaşlarında.
Yeminlere sarsam şimdi tüm gerçekliğimi,
kastı ne olur bu ıssızlığımın?
Kitaplarda bulunur aşkın gönlünde kırık aynalar.
Bana kesin bir kılıçta bilenmiştir gözlerin.
Gözlerine baktığımda yeniden doğmak eşelenir.
Toprak çağırır, düşer gönlüme.
Düşer ebed gibi yorgun, mecalsiz uykular.