📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kovalev mutluluktan neredeyse kahkaha atacaktı. Ama bu hayatta hiçbir şey uzun sürmez; ikinci kez duyduğu mutluluk da, ilkine oranla pek cansızdı. Üçüncü kez duyacağı mutluluk biraz daha zayıflayacak, en sonunda yok olup gidecekti. O da eski ruh haline dönecekti, tıpkı taşların suda sektirilmesiyle oluşan halkaların bir süre sonra kaybolması gibi...
İmdat! Kurtarın beni! Bana şimşek kadar hızlı giden bir at arabası verin! Hadi, otur yerine uşağım, çın çın ötün arabamın minik çanları, dörtnala koşun atlarım ve beni dünyanın öbür ucuna taşıyın! Uzaklara, çok uzaklara, gözlerim görmesin hiçbir şeyi
Ay genellikle Hamburg'da onarılıyor, ama gayet kötü bir şekilde. İngiltere'nin bu işe göz yummasını da anlayabilmiş değilim. Ay'ı topal bir içkicinin eline veriyorlar, üstelik bu aptalın bu işten anlamadığı da belli. Ay'ı onarırken reçine ve ahşap yağı kullanmış, bu yüzden de Dünya'daki insanların kokudan dolayı burnunu tıkamadan rahatça gezmeleri mümkün değil. Her yer berbat kokuyor. Ay bu kadar narin olduğu için, orada insanlar değil de yalnızca burunlar yaşıyor. Kendi burnumuzu göremememizin sebebi, burnumuzun Ay'a gitmiş olmasından kaynaklanıyor.