O andaki hislerimi bilhassa aradan bu kadar seneler geçtikten sonra anlatmama imkan yok yalnız orada kürk mantolu bir kadın portresisinin önünde mıhlanmış gibi durduğunu hatırlıyorum resimleri seyredip geçenler vücutları beni sağa sola itiyorlar fakat ben olduğum yerden ayrılamıyordum bu portre de ne vardı? Bunu izah edemeyeceğimi biliyorum yalnız o zamana kadar hiçbir kadınla görmediğim garip biraz vahşi biraz maruz ve çok kuvvetli bir ifade vardı bu çehreyi veya benzerini hiçbiryerde hiçbir zaman görmediğimi ilk andan itibaren bilmeme rağmen onunla aramızda bir tanışıklık varmış gibi bir hisse kapıldım’
Onun sessiz sedasız yaşayışı ,tahammül edişi insanların zaaflarına merhametle ve edepsizliklerine eğlenerek bakışı kafi bir irade değilmiydi? Beraber yürüdüğümüz zamanlar yanımda gidenin bir insan olduğunu bütün kuvvetimle hissetmiyor muydum? Bu sıralarda insanların birbirlerini aramaları,bulmaları ve birbirlerini içini seyretmeleri için konuşmanın neden muhakkak süretle lazım olmadığını ,neden bazı şairlerin boyuna ,tabiatın güzelliği karşısında yanlarında konuşmadan gidecek birini aradıklarını anladım.
‘Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır. Aradan aylar geçtiği halde bir türlü bu tesirden kurtulamadım. Ne zaman kendimle başbaşa kalsan, Raif Efendi’nin saf yüzü biraz dünyadan uzak, buna rağmen bir insana tesadüf ettikleri zaman tebessüm etmek isteyen bakışları gözlerinin önünde canlanıyor’