Zebercet

Zebercet
@ZebercetVideo
Bazı mücadele yöntemleri, kitlelerin katılımına pek fazla olanak sağlamaz. Bir askerî darbeyle iktidarı ele geçirme hazırlıkları yapılırken, kitlelerin karar alma süreçlerine katılması neredeyse olanaksızdır. İlerici bir darbe, ancak dar bir grup tarafından planlanabilir. Böyle bir grup, başarıya ulaşsa bile, ülkeyi yönetebilecek olan kadroları dışarıdan bulmak, mevcut güç odaklarının önemli bir bölümüyle uzlaşma yoluna gitmek, yani farklı çıkarlara sahip olan kesimlerle iktidarı paylaşmak zorunda kalacaktır. Dar grubun başlangıçtaki hedefi geniş kitleleri toplumsal dönüşümler için harekete geçirmek olsa bile, iktidarda kalmak için kurulmasi gereken ittifak ilişkileri bunun önünde bir engel oluşturacaktır. Dahası, iktidarda kalmak için yapılması gerekenler konusundaki tercih farklılaşmaları, dar grubun iç bütünlüğünü de tehlikeye atacak, başlangıçtaki hedeften tümüyle vazgeçenlerin diğerlerini etkisizleştirmesini olası kılacaktır. Bir halk ayaklanması sayesinde ya da seçim yoluyla iktidara gelen bir parti de, ülkeyi yönetebilecek olan yeterli sayıda kadrodan ve yeterince güçlü bir kitlesel hareketin desteğinden yoksun olması durumunda, benzer sorunlarla karşılaşacaktır.
Marksizm
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bugüne kadarki deneyimler de, devrim mücadelesi yürütenlerin çok farklı hedefler ve yöntemler belirleyebileceğini gösteriyor: (1) Silahlı mücadele yürüterek mevcut iktidarın devrilmesi, devletin tümüyle ele geçirilmesi (tek partili bir rejimin kurulması) ve toplumsal devrim sürecinin başlatılması. (Örneğin Çin ve Küba devrimleri.) (2) Silahlı mücadele yürüterek mevcut iktidarın devrilmesi, iktidara gelinmesi ve çok partili bir rejimde bu iktidarın toplumsal devrim sürecinin bir aracı olarak kullanılması. (Örneğin 1979 Nikaragua Devrimi.) (3) İşgalci güçlere karşı yürütülen ulusal kurtuluş mücadelesinin öncülüğünü üstlenerek başarıya ulaşılması, devletin tümüyle ele geçirilmesi ve toplumsal devrim sürecinin başlatılması. (Örneğin İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarındaki Arnavutluk ve Vietnam devrimleri.) (4) Silahlı ya da silahsız olarak belirli bir bölgenin bağımsızlık kazanması için mücadele edilmesi ve bu başarıldığında toplumsal devrim sürecinin başlatılması. (Örneğin Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'nin Etiyopya'ya karşı yürüttüğü ve başarıya ulaşan bağımsızlık mücadelesi.) (5) Sosyalist bir ülkenin müdahalesi/desteği sayesinde devletin tümüyle ele geçirilmesi ve toplumsal devrim sürecinin başlatılması. (Örneğin İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin [Doğu Almanya] kurulması.) (6) Bir ordu darbesiyle devletin tümüyle ele geçirilmesi ve toplumsal devrim sürecinin başlatılması. (Örneğin Mısır'daki Hür Subaylar Hareketi'nin 1952 yılındaki darbesi.) (7) Bir ordu darbesiyle mevcut iktidarın devrilmesi, devrimci partilere de iktidara gelme olanağını sunan çok partili bir rejimin kurulması. (Örneğin Portekiz'deki 1974 tarihli Karanfil Devrimi.) (8) Mevcut iktidarın (silahlı ya da silahsız) bir halk (ya da işçi sınıfı) ayaklanmasıyla
Marksizm
Toplumsal kaynakları çoğunluğun denetimi altına sokan bir iktisadi dönüşüm gerçekleştirilmeden, insanların kendileriyle ilgili her tür kararı özgürce almaları hiç kolay olamayacaktır. Yerel özyönetimi ulusal ölçeğe taşıyabilmek için, bugünkü mülkiyet ilişkilerini değiştirebilecek güce ulaşmak gerekir. Siyasal iktidarın ele geçirilmesi bu nedenle kritik önem taşır. Bu yapıl(a)madığında, yerel özyönetim yoluyla elde edilebilecek olan kazanımların sınırlı kalması, kitlelerin karar alma süreçlerine katılma isteklerinin giderek zayıflamasına yol açabilir. Ne de olsa, insanlar, katılımı kendinde bir amaç olarak görmez. Kimileri de, siyasal iktidarı ele geçirebilmek için, radikal talepler ileri sürerken, devrim hedefini bir yana bırakmayı öneriyor. Oysa, siyasal iktidarın ele geçirilmesi (siyasal devrim), iktisadi ve toplumsal ilişkilerdeki köklü dönüşümlerin (toplumsal devrimin) yolunu açabileceği için (ve açabildiği kadarıyla) önem taşır. Toplumsal devrim için kullanılmayan bir siyasal iktidar, sayısız örneğin kanıtladığı gibi, hangi radikal taleplerle elde edilmiş olursa olsun, sermaye sahiplerinin çıkarlarına hizmet etmek zorunda kalabilir -Erkin Özalp, Devrim Nasıl Yapılır?
Marksizm
Yığınların toplumsal dönüşüm süreçlerine doğrudan doğruya katılması, yani pasif destekçiliğin ya da kabullenmenin ötesine geçmeleri sağlanamadığında, “bilinçli azınlıklar", toplumsal dönüşüm süreçlerini ilerletme olanağından yoksun kalıyor ve elde edilen kazanımları (örneğin siyasal iktidarı) koruma kaygısı başka her şeyin önüne geçebiliyor. -Erkin Özalp, Devrim Nasıl Yapılır?
Marksizm
Marksizmin kurucularından biri olan Friedrich Engels 1895 yılında şöyle yazmıştı: "Baskınların, bilinçsiz yığınların başındaki bilinçli azınlıkların gerçekleştirdiği devrimlerin dönemi kapandı. Toplumsal örgütlenmenin eksiksiz bir dönüşümü söz konusu olduğunda, yığınların da buna doğrudan doğruya katılması; neyin hedeflendiğini, neyi canla başla savunacaklarını öncesinde kavramış olmaları zorunludur. Bunu bize son elli yılın tarihi öğretti." -Erkin Özalp, Devrim Nasıl Yapılır?
Marksizm