Düşüncenin doğal mecrası içinde bizi taşıdığı yer, her tür mekanik ve kurgusal müdahaleden çok daha önemlidir. Kıvamına gelmiş ve olgunlaşmış bir zihin, düşünürken bir beste gibi akar. Konu ve kavramları birbirine bağlarken, bestedeki usul ve notalar gibi bir akışa sahip olur. Düşüncenin ustaları, bir büyük bestekar ve ressam gibi, nerede hangi sesi ve rengi kullanacağını sezgisel olarak bilir. Bu sezgi kabiliyeti, her tür malumattan ve yöntem tartışmasından daha önemlidir. "Halk-ı cedîd" ile her an yeniden yaratılan varlık âleminin ritmini duyarak düşünebilmek, olgun ve asil bir zihnin en belirgin özelliklerinden biridir.