Vakit tamam küçüğüm, dağlar üstüme yıkılıyor,
Gök yarılıyor yukarda, feryatsız, gürültüsüz.
İnsan öleceğini kalbinin durmasından önce biliyor;
Şimdi burası öyle sessiz, öyle kimsesiz, öyle pürüzsüz...
Adını anmaktan korktukları o ölüm çizgisini geçtim,
Geriye dönmek fıtratımda yoktu, bilirsin.
Ben senin dizlerini değil, bu sarp kayaların bağrını seçtim;
Şimdi varsın her kural yıkılsın, varsın yer gök inlesin.
İçimdeki o insani sızıyı, o zayıf çocuğu vurdum önce,
Sana ağlayan o gözlerimi sildim, çelik ettim canımı.
Lakin adın dudaklarıma bir mermi gibi değince,
Durduramıyorum içimde akan bu muazzam kanımı.
Sana sıcak bir yuva, bir ikindi huzuru veremedim,
Kınalı parmaklarına yakışmadı bu nasırlı ellerim.
Gözlerinin içine bakıp da bir kez olsun "gitme" diyemedim,
Şimdi toprağa karışıyor o söyleyemediğim gizli sözlerim.
Bedenimi tırnaklarımla kazdığım bu siperde bırakıyorum,
Gözlerini alıp götürüyorum ruhumla, o yeter bana.
Son nefesimi verirken bile sadece seni görüyorum,
Hakkını helal et leyli, bu dünyada doyamadım sana.