"O, bütün mantıklarının dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek, bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka... Aşk benve bu istemektir. Mukavemet edilemez bir istemek!"
Ama niçin beni kabahatli zannettiler ? Kendilerine asla vaat etmediğim, sadece kafalarında yarattıkları bir şeyi vermedim diye mi ? Bu haksızlık değil mi ?
Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk.