Kitabın son bölümü kitabın geri kalan kısmıyla neredeyse alakasızdır, Nazım Hikmet gibi bir ustanın elinden çıkan ve gerek sürükleyiciliği gerek dönem tasvirleri olsun çok başarılı olan bu roman son bölümde resmen Yeşilçam filmine bağlar, kurgu alakasız bir biçimde ilerler. Kitabın kalanında belirli bir ritimde ve yavaş yavaş, sakin sakin gerçekleşen olaylar birden yıldırım hızıyla sonuca bağlanır. Bu durumla ilgili iki teori vardır: ilki Nazım Hikmetin romanı bitiremeden hapse girdiğinden sonunu bir dostunun tamamladığı, diğeri ise Nazım Hikmet'in aynı şekilde hapse girip sonunu hapishanede alelacele tamamlayıp arkadaşına ulaştırdığıdır. Bana ilki daha olası geliyor.
Yıllar önce pek fazla beklentim olmadan Allahın unuttuğu(!) bir kütüphaneden ödünç almıştım bu kitabı, yazarın arka kapaktaki açıklamasını çok samimi bulmuştum da öyle ilgimi çekmişti hatta. Sonrasında ise üzülerek iade etmiştim, keşke kitapligimda dursaydı hep! Şimdi yalnızca zamanında bir kenara not ettiğim alıntıları var elimde. Bana şiiri sevdiren kitaplardan birisiydi kesinlikle, hatta şiir yazmayı da. Yazarına buradan en içten teşekkürlerimi iletiyorum bunun için. Kasıntıdan uzak ve herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği çok güzel şiirlere sahip bir kitaptı.