Geri Bildirim
Adı:
Kan Konuşmaz
Alt başlık:
Romanlar 1
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
300
ISBN:
9789750804441
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Nâzım Hikmet'in sayısı sadece dört olan romanları yaratıcı çalışmaları içinde daha sınırlı sayıda olsa da, yazarı bütüncül olarak tanımak için vazgeçilmez bir okuma oluşturuyor. Genelde Nâzım Hikmet'in bireye, topluma, olaylara ve olgulara "tarihsel diyalektik" açıdan bakışını veren bu romanlar, aynı zamanda, özellikle Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim'de gizli bir otobiyografi niteliği de taşıyor. "Nâzım Hikmet Külliyatı" bu romanlarsız düşünülemez...
Nazım Hikmet'i hep şiirleriyle tanırız. Ancak yazdığı bu roman oldukça yalın, akıcı ve sizleri içine çeken bir anlatımı olması nedeniyle elinizden bırakmadan bitirebileceğiniz, ve bitiminde kitap okumanın hazını alabileceğiniz bir kitap. Kesinlikle tüm arkadaşlara okumalarını öneririm.
Şiirleriyle bildiğimiz Nazım Hikmet’in roman türündeki eserlerinden biri: Kan Konuşmaz. Yabancı kelimeler olduğu için sık sık kitabı kesip TDK sitesine baksam da okuma keyfim hiç kesilmedi. Merak ederek başladığım ve merak ederek bitirdiğim bir kitap oldu.

Meşrutiyet sonrasındaki yıllardan başlayıp cumhuriyetin ilk yıllarına kadar devam eden romanda, tornacı Nuri Usta’nın hayatı konu ediliyor. Aslında roman çok uzun bir zamanı kapsıyor. Kitaba Nuri Usta’nın yanında başlıyoruz, onun hayat hikayesi anlatılıyor ancak sonradan hikaye değişerek Nuri Usta’nın oğlu Ömer başkarakter oluyor. Yeşilçam tadı aldığımı da söylemeden edemeyeceğim :)

Osmanlı Devleti’nin son yıllarında yaşayan Nuri Usta ve çevresi bize o dönem İstanbul halkının tabanını anlatıyor. İttihatçılık iyi midir kötü mü? Gavurlar sadece müslümanlarla mı savaşır? Yoksa müslüman ile müslüman da savaşır mı? Bunlara cumhuriyet sonrası bir de sol-sağ muhabbeti eklenmiştir. Aklı bu tür sorulara cevap bulamamış, tartıştıkları şeylerin ne olduğundan bile habersiz bir halk mevcuttur. Kitap da bize gösteriyor ki Osmanlının son dönemi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarındaki halk için tarihimizin kafası en karışık insanları diyebiliriz. Bunlar kitapta alenen belli edilip işlenmese de kısım kısım bahsi geçtiğinde döneme dair bazı çıkarımlar yapabilirsiniz. Yani roman Nuri Usta ve çevresinin etrafında şekillenirken bize dönemin insanlarının cehaletini, kafa karışıklığını ve sosyal hayatını anlatıyor.

Bu tip kitapları, içerisinde geçen olaylardan çok çağının arka planını anlattığı için değerli buluyorum. Siz de okuduklarınızdan dönem çıkarımı yapmaya meraklıysanız seveceksiniz bu kitabı.

İyi okumalar.

Benzer kitaplar

Nazım hikmet'in sayısı sadece dört olan romanlarından biri. Yaşamak güzel şey be kardeşim'den sonra okuduğum ikinci roman ve bence Nazım, romanda da şiirde olduğu kadar iyi.
Osmanlı Devleti'nin yıkılışı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu yıllarında esnaflıktan ameleliğe geçen Nuri Usta'nın, içinde bol bol garibanlık bulunduran, düzeni eleştiren hayatın içinden, sıcacık bir roman.
Nâzım Hikmet'in romanları da olduğunu duyunca gerçekten heyecanlanmıştım fakat YKY'nin arka kapak yazısı kitabı almama engel oldu. Burada da kitabın tanıtım yazısı olarak bulunan bu yazıda özetle, kitabın içeriğine değinmek yerine Nazım Hikmet işte yazarı, alın okuyun, "Nâzım Hikmet külliyatı bu romanlarsız düşünülemez." demişler.
Bir kitabevinde kitabı gördüğümde ilk paragrafını okuyunca ( #9476034 ) hemen aldım.
Roman torna ustası Nuri Usta, bir beyzade tarafından hamile bırakılmış ve sokağa atılmış Gülizar ve Usta'nın anası etrafında şekilleniyor. Kurtuluş Savaşı öncesi ve sonrasında İstanbul'da halkın yaşadıklarını akıcı bir dille anlatıyor Nâzım. Nuri Usta'nın gençliğinden, oğlunun gençliğine kadar geniş bir zaman dilimin anlatıldığı bu romanı okurken bir an bile sıkılmadım. Herkese tavsiye ediyorum, Nâzım'ı bir şair olarak seviyorsanız da, sevmiyorsanız da alın okuyun derim.
Insan hayatının hesabını ancak gözlerini kaparken verir. Sen de gözlerini kapayıncaya kadar sapıtmadan yürüyebilecek misin? Güç iş delikanlı... Yalnız heyecan, yalnız coşkunluk, yalnız bilgi yetmez.
300 sayfalık bir roman. sonu, nâzım'ın cezaevine alınması nedeniyle kaybolmuş(!?) sonunu okuyan birinin aklında kalanı ile tamamlamışlar. toplumsal gerçekçilik anlayışı'nın en sağlam ve sanırım ilk romanlarından.
Nâzım Hikmet deyince bir türküdür düşüyor yüreğe; ille de sevda diyor, ille de hasret, ille de memleket...
Yüreğinin sokaklarında başı boş rüzgarlar esiyor mesela insanın, şiir kokuyor gözlerinin mavisine çıkan sokaklar...
Sonra mı? Sonra sıcacık bir çay demliyorsun, çeviriyorsun sayfayı ve Nâzım Usta'nın edebiyat sofrasına bağdaş kuruyorsun. Anlatıyor Nâzım Usta, her satırda yüreğini cömertçe seriyor edebiyat sofrasına. Havada kahverengi sonbahar, sofrada satırlardan kalma bir sarhoşluk... Velhasıl, bu usta kalemden dökülen her satırın zerresine mest oluyor insan.

Şüphesiz ki Nâzım Hikmet, her daim şair kimliğiyle yüreklerimizin en güzel köşesine taht kurmuş, hasreti, memleketi, sevdayı ilmek ilmek işlemiş usta kalemlerinden biridir. Belki şiir kadar olmasa da değerli külliyatının ayrılmaz birer parçası olan 4 roman, Nâzım'ın şair kimliğinin yanında romancı yönünün de ne denli muazzam olduğunun en güzel kanıtını oluşturuyor. Öyle ki Nâzım düzyazıda bile Nâzım'lığını yapıp her cümlesinde tek başına şiir kokan satırlarını korkmadan vuruyor insanın yüreğine yüreğine... Okurken "Bu cümleyi Nâzım yazmış, bu cümleye Nâzım'ın yüreği dokunmuş besbelli," diye hissetmeden edemiyor insan. Nâzım düzyazıda da fethediyor yürekleri, mest ediyor, kalemine hayran bırakıyor; dahası gelsin istiyor insan, daha fazla Nâzım satırlarına yüreğinin kapılarını sonuna kadar açmak istiyor. Ezcümle, do-yul-mu-yor! İşte o doyulmaz eserlerden biri de Kan Konuşmaz.

Kan Konuşmaz, Nâzım Hikmet'in roman türünde verdiği ilk eser olmakla birlikte, toplumcu gerçekçi akımın en güzel örneklerinden biri diyebilirim. Kitabın ana karakteri Nuri Usta'nın hayat hikayesi üzerinden dönemin toplumsal, ekonomik ve siyasi yapısı çarpıcı biçimde ele alınırken, öte yandan özellikle dönemin ahlak anlayışını da muazzam biçimde okurlarının gözleri önüne seriyor sevgili Nâzım. İkinci Meşrutiyet sonrası Osmanlı Devleti'nin son demlerini yaşadığı yılların İstanbul'undan Cumhuriyete doğru uzanan yolculukta, halkın yaşadığı ekonomik bunalımları, siyasi kararsızlıkları, toplumsal değerleri ince ince işleyen bu değerli eser, tarihe ayna tutuyor ve belki de yarattığı bizden karakterlerle bir roman olmanın çok ötesinde ete kemiğe bürünüp karşınıza oturuyor, yüreğinize işliyor.
Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam; Nuri Usta'nın ustalığı yaşının aksine (henüz 25 yaşında olmasına karşın) Meşrutiyetin ilanından sonra sağ gözünün çelik talaşından sönüp çürüğe çıkarılmasından geliyor. Tornacılık işine başladığı için esnaf arasında Usta olarak anılmaya başlayan Nuri'nin hayatı Muzaffer Paşa'nın evine 9 yaşındayken evlatlık alınan Gülizar ile yollarının kesişmesiyle değişir. Muzaffer Paşa'nn oğlu Seyfi Bey tarafından namusu kirletilen Gülizar, apar topar köşkten atılmış ve Zübeyde Hanım'ın yanına gönderilmiştir. Fakat gel gelelim talih Gülizar'ın yüzüne yine gülmemiş ve Zübeyde Hanım aniden ölünce Gülizar ortada kalmıştır. Nuri Usta ve annesi Gülizar'a evlerinde yer açarlar lakin el alemin ağzı torba değil ki büzesin, Seyfi Bey ile olan geçmişini bilen mahalleli alttan alttan Nuri Usta'yı iğnelemeye başlarlar ne ahlaksızlığı bırakılır, ne namussuzluğu. Bunun üzerine Nuri Usta Gülizar ile evlenir, fakat Gülizar hamiledir ve Nuri Usta doğan bebeği, Ömer'i kendi oğlu gibi sever. Ömer de babasını o kadar sever ve her daim Nuri Usta'nın oğlu olmaktan büyük bir gurur duyar. Kan Konuşmaz, Nuri Usta ile başlayıp , oğlu Ömer'in hayatını da içine alan uzun bir dönemin yüreklere işlercesine kaleme alındığı, geri planda değişen toplumun siyasal, sosyal ve ekonomik yapısının keskin şekilde okura aktarıldığı, her bir sayfasını soluksuz okuyacağınız, döneme dair birçok şey öğreneceğiniz ya da diğer bir değişle tarihsel süreci gözlemleyeceğiniz özel eserlerden biri.

Yalın fakat bir o kadar akıcı diliyle okurunu sarıp sarmalayan, yıllar boyu yüreklerden de belleklerden de izi silinmeyecek, ancak Nâzım'ın kaleminden dökülebilecek nitelikteki bu değerli eserin tüm kitaplıklarda bulunmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun :)
Kitabın başlarında okurken biraz zorlandım.öncelikle anlatım zor geldi.kitap ın arka kapağında kitapla ilgili tanıtım amaçlı okuyucuya kitabı okutmak bağlamında hiç bir özel yazı yok sadece nazım hikmet in tüm yazıları hakkında 3 satırlı kısa bir bilgi mevcut.,bu da kitabı hiç de cazip yapmamış.ben ısrarla başladım okumaya... konular çıktıkca okumaktan zevk almaya başladım eski türkçe kelimer fazlasıyla geçtiği için kitap da şahane bir anlatım la karşılaştım bu arada kitabın yazıldığı yıllardaki toplumun yobazlığı da beni çok düşündürdü şu anki yaşantımımıza şükretmemi sağladı kanımca böyle kitaplara ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorun ...nedense okurken hep kitabın filme çevrilme ihtimali ni sezinledim betimlemeler şahane cümleler çok doğru ,yazım yanlışı veya devrik cümle yok du.karakterlerin birbiriye geçen dialoglarına da bolca yer verilmiş .Tavsiye ederim mutla okuyun okutturn...
Kitabı okuyunca Nazım Hikmet hakkındaki görüşlerinizin değişeceğine inanıyorum.Güzel bir Kurtuluş Savaşı öncesi ve sonrası dönemi gözler önüne seriyor
Okuduğum 2.romanı ve ilk okuduğum "Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim" gibi çok beğendim.Ama ilk kitaptaki otobiyografik bir roman okuyomuş hissini burda o kadar baskın almadım.Kitabın sonunun eksik basılması üzücü.Tavsiye edilecek kitaplardan umarım severek okursunuz
Niçin kahve içeriz? Hiç düşündün mü, Nuri Usta? Tadı için, desen, değil. Tadı için kahve içeceğine limonata iç...Kokusu için mi? O da değil. Turunç şerbetinin yanında bu bulaşık suyunun kokusu nedir ki?.. Sinirleri tembih edermiş. Laf!.. Rakı ne güne duruyor?.. Hazımmış. Palavra... Yemeklerden sonra elma ye!.. Öyleyse niçin şu meredi içeriz?...alışkanlık denen nesneyi bilir misin, Nuri Usta? Bilir misin ki insanoğlunun hem en büyük kuvveti hem en büyük kepazeliği bu alışkanlık denen nesnedir!..
Kafamın anlaşamayacağı bir kıza yüreğim tutulmuş diye kafamı kurban mı edeyim?
Biz kahve değirmeniyle, kahve cezvesiyle, kahvesiyle, eviyle, minderiyle,hukukuyla, felsefesiyle kendimize bir ikinci dünya yaratırız. Sonra da bu yarattığımız dünyanın esiri oluruz. Başlar o bizi yaratmaya.
Uğraştık, didindik, yazdık, söyledik, neler için mücadele etmedik. Fakat şimdi anlıyorum ki hepsi boşmuş. Hayat arzularımızın dışında akıp gidiyor. Biz boşuna yoruluyoruz.
İnsanın istikbalinden emin olmaması yok mu?.. Dünya bir tuhaflaştı. Kimse yarın ne olacağını kestiremiyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kan Konuşmaz
Alt başlık:
Romanlar 1
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
300
ISBN:
9789750804441
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Nâzım Hikmet'in sayısı sadece dört olan romanları yaratıcı çalışmaları içinde daha sınırlı sayıda olsa da, yazarı bütüncül olarak tanımak için vazgeçilmez bir okuma oluşturuyor. Genelde Nâzım Hikmet'in bireye, topluma, olaylara ve olgulara "tarihsel diyalektik" açıdan bakışını veren bu romanlar, aynı zamanda, özellikle Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim'de gizli bir otobiyografi niteliği de taşıyor. "Nâzım Hikmet Külliyatı" bu romanlarsız düşünülemez...

Kitabı okuyanlar 112 okur

  • Nur
  • Burak balcı
  • Banu Ercan
  • Duygu Beykara
  • Mahir O.
  • Turgenyev__
  • Sema Öztürk
  • Selvi Akman
  • Meryem Gazi
  • Muzaffer Erdem

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%2.4
18-24 Yaş
%16.9
25-34 Yaş
%39.8
35-44 Yaş
%20.5
45-54 Yaş
%10.8
55-64 Yaş
%4.8
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.6
Erkek
%51.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46.7 (14)
9
%16.7 (5)
8
%13.3 (4)
7
%13.3 (4)
6
%3.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%3.3 (1)
2
%0
1
%3.3 (1)