Evimi su bastı, suyun içinde elektrik varmış. Çıplak ayakla bastım. İki saat önce az kalsın gidiyordum. Bugün bana verilen nefesin emanet olduğunu öğrendim Elhamdülillah
İçimde bir düğüm, adı yok.
Sessizce büyüyen, kendine yer açan bir ağırlık.
Ne zaman yoklasam, daha da derine çekiliyor.
Sanki kelimeler yaklaşınca ürken bir yara gibi.
Boğazımda ince bir sızı,
ne tam bir acı ne de geçip giden bir his.
Orada duruyor…
konuşulmamış cümlelerin, yarım kalmış vedaların iziyle.
Gözlerimden süzülenler sessiz,
kimse duymuyor düşüşlerini.
Oysa her biri bir şey anlatıyor—
ama ben anlamaya cesaret edemiyorum.
İçimden atamadığım bir şey var,
ne zaman bırakmaya kalksam, daha sıkı sarılıyor.
Belki de gitmek istemeyen o değil…
benim bırakmaya hazır olmayışımdır.