Derken Ramazan geldi . Ölüm denen o eşsiz ülkeye bir gün bizim de ayak basacagimiz hakikati içimizde kimildadi. Saatler müslüman saatine ayarlandı. Bellekler tazelendi , bedenlerimizi görüntülere ayarlı hızı kesildi. Hatirlayisin ruha sevinç ve saadet yayan esintisi inanan insanları bir rahmet rüzgarı halinde sardı. Unutus, bir aylığına bile olsa , penceresini kapattı.
Mutlulugumdan yahut mutsuzluğumdan yana bir şikayetim yok. Mutlu olduğum zamanlar daha dışa dönük oluyor ,insanlarla çok şey paylaşabiliyorum . Hüzünlü olduğum zamanlarda içimin titreyislerine kulak kesiliyor ve şiir yazabiliyorum. Her iki durumun da ilahi bir bağış olduguna inanıyorum. Fazladan tasidigimi söyledikleri beş-on kilo ile aram gayet iyi . Kanser yaptığını bilsem bile günde beş - altı sigara tellendirmeden edemiyorum. Bütün bunlar için ilaç almaya hic niyetim yok.
Peki neden bazen telaşa kapılır, kimi kaprisler, çılgınlıklar yaparız? İstediğimiz nedir? Bunu kendimiz de bilmeyiz. Kaprizlerimiz, isteklerimiz yerine gelse bundan ilk biz zararlı çıkarız. Biz daha fazla serbestlik vermeyi, ellerimizi çözmeyi, hareket alanımız genişletmeyi, üstümüzdeki vesayeti kaldırmayı deneyin bir... Sizi temin ederim, o anda tekrar vesayet altına girmeye can atarız.