Lakin sana bir sir vereyim kâri, hayatımda tek bir kere gurur duydum kendimle. Yalnızca bir kere ve tek bir kişi, "maksat hâsıl oldu. O fotografı gördüğüm vakit, işte o vakit bir muştu düştü. Ben o zaman torun olabildiğimi anladım. Kendimle en ziyade gurur duyduğum tek fotoğraf karesidir o. İşte o fotoğrafı gördüğüm an ölümün öldüğünü anladım. Dedemle ilgili hiçbir şey yazmadım sana şimdiye kadar Belki gerek duymadım, belki de utandım. Ya da ne bileyim hiç gelmedi aklıma, mahcubum. Ama güzel adamdı dedem, hoş adamdı, Nereden bileceksin Sen beni? Ama ben evvela torunun olmam nedeniyle gurur duyardım. Sonra bir gün gitti dedem. Hani herkesin gideceği o yere. Şairin dediği gibi gitti, "yıkadılar, aldılar götürdüler." O bana dua ederdi hep. Sonra ben dua ettim ona toprak rengi bir yığının başında. İtiraf edeyim kari; hiç ölü görmemiştim ben. Ölümden sakınmış hatta belki saklanmıştım. Ama dedesinden saklanmazdı ki torunu, sakınamazdı ki. O yeşil örtülü tahtadan salın içinde de beyazdı, bembeyazdı. Ve topraktan bir odanın içine beyaz entarisiyle bıraktık geldik dedemi. Kendimden en çok o zaman utandım. Sana bunları yazmayacaktım, belki de yazmamalıydım bilmiyorum. Zira bilir misin ya da söyledim mi sana ben yazarak ağlıyorum. Başını ağrıttım kendi derdimle. Helal et hakkını ve dua et kâri, dua et ki o tenha köşede bir başına bıraktım diye affetsin dedem beni. Ellerinden son bir kez öpebilseydim, öpebilseydim de bütün bir gençliğimi oracığa gömseydim. Güçsüzüm, takatsizim... Şükür ki dua var... Allah Rahmet Eylesin Şevket Dedeme Aşk Varsa Kusur Yoktur