Aynı yolda yürümekten başka çaresi olmayan tuhaf birer yaratıktı insanlar; tekrarın tekrarlananın örtüsü olduğunu anlayamadan, aynı el sallayışların, aynı gülüşlerin, aynı yürüyüşlerin ya da aynı oturuşların içinden geçe geçe damaklarına bulaşan uzak bir serüven tadıyla dönüp dolaşıp aynı noktada yaşıyorlardı.
Hiç anımsamıyorum, dedim; demek ki unutmuşum. Yine unutacaksın kuşkusuz, belki bir kez daha soracaksın. Desene yaşam tekrarlardan oluşuyor... Yanıma oturmuş, gözlerindeki cellat gözleriyle gözlerimin içine bakıyordu. Tekrarlardan değil, dedi; tekrarların tekrarından.
Hiçbir iz yok, dedi Reşit. Muhtar, avluyu yeniden taradı gözleriyle. O herşeyin mutlaka bir iz bırakacağına inanıyordu, izsiz şey olamazdı; kuşların bile izi vardı gökyüzünde, sözcüklerin dişte, bakışların yüzde.