(...) Sonra sustu gözlerini kapattı. Kalbinin tenhasına sakladığı, artık ona sarılamazdı.
Yüzüne hafif esen rüzgar soğuk hissettirdi, belki de içinde biri ölmüştü kim bilirdi?
Ancak tüm çabalar boşunaydı. Mirko, kendisine belki yüz defa anlatılmış olan harflerle boş gözlerle bakmaya devam etmişti, ağır çalışan beyni, en basit ders konularını bile hafızasında tutmaktan yoksundu.
Sevdiceği için sadece mektuplarını değil, ruhunu vermişti. Bu garip çünkü bir insanın kendi canına kıymasıyla dalga geçerdi fakat şimdi sevgili lotte için ıhlamur ağaçları içindeydi.
Ve birgün hiç bilmediği bir duyguyu hissettiğini sandığı için kaybetmişti sevdiğini. Aşk'a inançsız birinin nasıl bu kadar acı çekebileceğini soruyordu kendine.
Aşk'ın insana neler yaptıracağını bilse bile.