Kambur bir dilenciyi gördüğünde eline iki teklik sıkıştırırsın ki, kamburunu taşımayı sürdürebilsin, değil mi? Bense onu yok etmek istiyorum, öldürmek, eğri büğrü bir dal gibi yakmak istiyorum. Aldatılmışsın, başını okşadığın köpek elini ısırmışsa , artık kime şikayet edeceksin? Karına mı? Polislere mi? Kamuoyuna mı? Peki kadın seni uşağınla boynuzlamış, el alem seni anlamadığı gibi bir de senin için için üzülmek yerine her yanını didiklemeye, oymaya yeltenmişse, kime sığınacaksın, Tanrı'ya mı? Benimse sığınacak kimsem yok, ama bağışlamıyorum da anlıyorsun değil mi? Ben bağışlamam ancak benciller bağışlar. Ben ise bizzat aşağılanmış bir insanım.
Kardinal bütün ölülere diriliş vaat etmişti, bense bütün canlılara diriliş vaat ediyorum. Onun peşindem ölüler geliyordu, benimse... bizimse canlılar gelecek.
Buralarda herşey o kadar iyi ayarlanmış ki , yağmurdan sonra her zaman güneş açıyor, güneş de sırılsıklam ıslananların üstünü başını kurutuyor; tabii kişi güneş açana kadar bu dünyadan vazgeçmemişse. Burada herşey öyle iyi kurulmuş ki, devası olmayan hastalık yok... Eczane yakınsa ne ala, istediğin zaman hastalanabilirsin!