Bir saray düşün ki içinde sanat var, ölçü var, hikmet var. Fakat sahibi yok denilsin.
Bir kitap düşün ki cümleleri mânâlı, tertibi muntazam; fakat yazarı inkâr edilsin.
Bunları kabul eden akıl, kendi hükmünü iptal etmiş olur. Çünkü eser, müessirsiz tasavvur edilemez. Bu, yalnızca dinî bir iddia değil; aklın zarurî hükmüdür.