Umutla beklenti arasında büyük fark var. İlk başta süreyle ilgili olduğunu düşünmüştüm, umudun daha uzaktaki bir şeyi beklemek olduğunu. Yanılmışım. Beklenti bedene ait, umutsa ruha.
Yorgunluk bekliyor, pas gibi. En sağlam iradeleri bile kemiriyor, en güçlü umutları bile kızıl toza dönüştürüyor, enerjimizi emiyor. Yorgunluk o sonsuz ertelemelere son veriyor. Sonunda kısa cevabı seçiyor. Dahası yorgunluk sükûneti seçiyor, ölümün sükûneti olmasına çok da aldırmadan.
Önce kabul edin, sonra eyleme geçin. Şimdiki an her ne içeriyorsa, onu sanki kendiniz seçmişsiniz gibi kabul edin. Daima onunla birlikte çalışın, ona karşı değil. Onu dostunuz ve müttefikiniz kılın, düşmanınız değil. Bu tüm yaşamınızı mucizevi bir biçimde dönüşüme uğratacaktır.